Bir yangın var evlerimizde… Bu yangın duvarları değil, vicdanları yakıyor. Bu ateş eşyayı değil, emaneti kavuruyor. Ve bu emanet, çocuklarımızdır… Yüce Rabbimiz bizlere açıkça buyuruyor: “Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.” (Tahrim Suresi: 6. Ayet) Bu ayet sadece ahiretin ateşine değil, dünyada başlayıp nesilleri yutan ateşe de işaret eder. Çünkü ihmal edilen her emanet, bir yangının ilk kıvılcımıdır.
Bugün çocuklarımızın odaları yanıyor. Kiminin aklı tutuşmuş, kiminin kalbi yanıyor, kiminin gözlerinde umut yerine korku var. Ama asıl acı olan şudur ki, bu yangın sessizdir; sireni yoktur, dumanı görünmez. Ve biz çoğu zaman bu sessizliğe aldanıyoruz.
Çocuk, Allah’ın anne babaya verdiği bir emanettir. Emanet ise sadece beslemekle, giydirmekle, okutmakla korunmaz. Emanet; ahlakla, merhametle, adaletle, örneklikle korunur. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bize haber verdi: “Her doğan fıtrat üzere doğar.” Yani çocuk temizdir, safidir; onu şekillendiren biziz, evimizdir, dilimizdir, halimizdir.
Bugün sosyal bilimler de bunu söylüyor: İhmal edilen çocuk, yalnız büyür. Sevgi görmeyen çocuk, aidiyet arar. Rehbersiz bırakılan çocuk, yanlış örnekleri rehber edinir. Değersiz hissettirilen çocuk, kendini başka yerlerde var etmeye çalışır.
Ve sonra şaşırıyoruz: “Neden bu kadar öfkeliler?” “Neden bu kadar yalnızlar?”
“Neden bu kadar savruluyorlar?”
Asıl yangın, çocuğun kalbiyle anne babanın kalbi arasındaki bağ koptuğunda başlar. Asıl felaket, aile susup ekran konuştuğunda büyür. Asıl kayıp, menfaatlerin, meşguliyetlerin, dünya telaşının çocukların önüne geçtiği yerde yaşanır. Bizler bazen; rızık için koşarken rızık verilenleri ihmal ediyoruz, gelecek kaygısıyla geleceği yakıyoruz, “yoğunum” derken çocuklarımızı yalnızlığa terk ediyoruz.
Halbuki bir çocuğun en büyük ihtiyacı: güvenli bir yürek, tutarlı bir örnek, merhametli bir dil, adil bir evdir. Bugün çocuklar yanıyorsa, bu yalnız onların imtihanı değildir. Bu bizim imtihanımızdır. Bu toplumun imtihanıdır. Bu ümmetin imtihanıdır. Unutmayalım: Bir nesil yanarsa, sadece evler değil, yarınlar da yanar. Bir nesil korunursa, sadece çocuklar değil, toplum da dirilir.
Geliniz, evlerimizi yeniden emanet bilinciyle inşa edelim. Sözümüzle değil, halimizle örnek olalım. Çocuklarımızı susturulacak bir yük değil, korunacak bir rahmet bilelim. Ve yangın büyümeden, alevler göğe yükselmeden, vicdanlarımızı uyandıralım. Çünkü; yanan sadece çocuk değil, yanan geleceğimizdir!
Hazreti Ömer’in şu sözü ile bitireyim: “Çocuğunu dünya için yetiştirip ahireti unutan, ona en büyük kötülüğü yapmıştır.” Çünkü ahireti olmayan bir eğitim, çocuğu güçlü yapar ama doğru yapmaz. Kazandırır ama kurtarmaz. Yükseltir ama korumaz. Bir çocuğa yapılacak en büyük zulüm, onu hayata hazırlayıp hesaba hazırlamamaktır…!

Yorum bırakın