Çocuk Hakları Günü…

Ama hangi yüzle kutlanır bu gün? Dünyanın gözü önünde çocuklar öldürülürken, hangi vicdan bir tebessümü hak eder? Uluslararası sözleşmeler, bildirgeler, imzalar… Hepsi masalarda duran kağıt parçalarından ibaret kalıyor. Çünkü gerçek dünyada çocukların en temel hakkı olan “yaşama hakkı” bile korunamıyor.

Filistin’de, Sudan’da, Doğu Türkistan’da yaşananlar artık sadece bir insan hakları ihlali değil; insanlığın topyekün çöküşüdür. Çocuklar orada doğdukları için hedef haline geliyor; sırf Müslüman kimlikleri yüzünden ölümü tadıyorlar. Sığınak olması gereken evler yıkılıyor, oyun oynadıkları sokaklar mezarlığa dönüyor. Bazı çocukların adını bile kimse öğrenemiyor; çünkü adlarını yazacak bir gelecekleri kalmıyor.

Ve dünya? Dünya sadece izliyor. İzlediği yetmezmiş gibi, çoğu zaman sessizliğiyle suça ortak oluyor. Hiçbir siyasi gerekçe, hiçbir bahane, hiçbir strateji; bir çocuğun hayatını elinden almayı meşrulaştıramaz. Bir çocuğun ölümü “yan hasar” değildir. Bir çocuğun yok edilmesi “zorunlu güvenlik adımı” değildir. Bu yaşananlar, en masuma yönelmiş acımasız bir saldırıdır. Bu gerçeği söylemekten çekinen herkes, tarihin karşısında hesap verecektir.

Bugün övgü günü değildir. Bugün, dünyayı çocukların kanı üzerinde yükselten politikaların yüzüne tutulmuş bir ayna olmalıdır. Bugün, özellikle Filistinli, Sudanlı çocukların yaşadığı zulmü unutmamak, unutturmamak ve buna sessiz kalan düzeni teşhir etmek günüdür.

Çocuk Hakları Günü, bugünün dünyasında bir kutlama değil, bir utanç belgesidir. Sesimizi yükseltmek, gerçeği dile getirmek bir tercih değil, bir görevdir. Bu görev, bir çocuğun yaşam hakkını savunmanın insan olmanın minimum şartı olduğunu hatırlatır. Çünkü bir çocuğun ölümü sadece bir ailenin değil, tüm insanlığın kaybıdır. Bir çocuğun susturulan gülüşü, bu çağın hanesine kazınmış kara bir lekedir!

Yorum bırakın