İslam: Tek ve Hak Din!

İslam, yalnızca son peygamber Hazreti Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile başlamış bir din değildir; aksine insanlığın yaratılışından itibaren Allah’ın gönderdiği tek hak dindir. Kuran’da “Allah katında din İslam’dır.” (Âl-i İmrân Suresi: 19. Ayet) buyrularak bu hakikat açıkça beyan edilmiştir. Bu ayet, Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlerin aynı hakikati, yani tevhid inancını tebliğ ettiklerini gösterir. Yahudilik veya Hristiyanlık gibi kavramlar ise, peygamberlerin tebliğ ettiği ilahi mesajın daha sonra insanlar tarafından değiştirildiğini ifade eder. Dolayısıyla “semavi dinler” ifadesi, sanki Allah’ın birden fazla din indirdiğini ima eder ki bu, Kuran’ın ortaya koyduğu tevhid anlayışıyla bağdaşmaz.

Kuran, Hazreti Nuh’tan Hazreti İbrahim’e, Hazreti Musa’dan Hazreti İsa’ya kadar tüm peygamberlerin Allah’a teslimiyet içinde olduklarını, yani Müslüman olduklarını bildirir. “O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kuran’da) size ‘Müslümanlar’ adını verdi.” (Hac Suresi: 78. Ayet) ayeti, bu hakikati pekiştirir. İsa Hristiyan değildi, Musa da Yahudi değildi; çünkü bu isimler Allah tarafından değil, sonradan insanlar tarafından oluşturulan toplumsal ve siyasi kimliklerdir. Onların tebliğ ettiği din, yalnızca Allah’a teslimiyet dini olan İslam’dı.

İnsanlık tarihi boyunca Allah aynı mesajı farklı toplumlara ve dönemlere uygun biçimde göndermiştir. Fakat zamanla insanlar, nefislerinin ve çıkarlarının peşine düşerek bu vahiyleri tahrif etmiş, dinlerini parçalara ayırmıştır. Kuran bu konuda şöyle uyarır: “Dinlerini parça parça eden ve fırka fırka olanlar yok mu? Senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur.” (En’âm Suresi: 159. Ayet) Bu nedenle Allah bizden, “Alevi”, “Sünni”, “Şii”, “Selefi” gibi beşeri sıfatlarla ayrışmamızı değil, yalnızca “Müslüman” olmamızı istemiştir. Çünkü bu isimler, Kuran’ın öğrettiği tevhid anlayışını bölmüş; ümmeti ihtilafa, mezhepçiliğe ve kardeş kavgasına sürüklemiştir.

Zamanla ümmet içinde bazı sözler, Peygamber’e ait olup olmadığı araştırılmadan “hadis” adı altında dinin temel kaynaklarından biri haline getirilmiştir. Oysa Kuran, “Biz sana bu kitabı her şeyi açıklayan bir rehber olarak indirdik.” (Nahl Suresi: 89. Ayet) buyurarak, dinin temel ölçüsünün yalnızca Allah’ın kitabı olduğunu belirtir. Muhammed Allah’ın elçisidir; o, Kuran’ı tebliğ eden, yaşayan ve örnekleyen kişidir. Fakat vahyin üstüne söz eklemek, Allah’ın dinini tamamlanmamış görmek anlamına gelir ki bu, tevhid inancına aykırıdır.

İslam, Hazreti Adem ile başlayan, son peygamberle mühürlenen tek hak dindir. Allah, kullarından sadece kendisine teslim olmalarını, başka isimler ve mezhepler altında bölünmemelerini istemiştir.Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.” (Âl-i İmrân Suresi: 103. Ayet) Dolayısıyla Müslüman, sadece Allah’a teslim olan, O’nun vahyine dayanan, dinini insan sözleriyle değil Allah’ın kitabıyla şekillendiren kişidir. Gerçek kurtuluş, isimlerde değil, teslimiyettedir. Allah’ın dini tektir. O dinin adı İslam’dır. Bütün peygamberler Müslümandır. Allah bizden de “Müslüman” olmamızı ister. Hidayet diliyorum…

Yorum bırakın