Ey Hizb-ut Tahrir Mensupları!

Sizler bu ümmetin acılarını, zilletini yıllardır dillendirip Hilafet hayaliyle sahaya çıkanlarsınız. Lakin sahadaki gerçeklikten kopup, ümmetin yaralarına merhem olmak yerine, ümmetin kalbine hançer saplamaktan başka ne yapıyorsunuz?

Oy kullanmayı “küfür sistemiyle işbirliği” gibi gösterip, zalimin karşısında durmayı, mazlumun yanında saf tutmayı reddediyorsunuz. Bugün ümmetin ekmeğini çalanla, onu korumaya çalışan arasında bir fark bırakmamak hangi adalete sığar? Hakkı desteklemekten kaçınmanız, batılı desteklemek değil de nedir?

Recep Tayyip Erdoğan‘ın Filistin politikasını eleştirilerinizde ölçüyü kaçırarak, kardeşlik hukukunu hiçe sayarak, düşmanın dahi sevinçle izlediği bir fitne ateşini körüklüyorsunuz. Nerede kaldı ümmeti bölmemek, nerede kaldı maslahat gözetmek, nerede kaldı hikmetle tebliğ?

Siz oy sandığını “şirk kutusu” görürken, zalimlerin yönetime geçmesine sessiz kalıyor, eliyle ve diliyle mücadele edenleri dışlıyor, horluyor, karalıyorsunuz. Bu mudur İslami şuur? Bu mudur basiret?

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) dahi Hudeybiye’de en ağır şartları kabul ederek ümmetin maslahatını gözetmişken, siz ümmetin hayrına olabilecek adımları toptan reddediyorsunuz. Bu nasıl bir inkılapçılık ki halkla değil halka rağmen yola çıkıyor?

Bugün İslam düşmanları birleşip ümmetin değerlerine saldırırken, siz hala “oy haramdır, sistem küfürdür” diyerek ümmeti pasifleştiriyorsunuz. Soruyorum size: Hangi amelinizi ümmetin faydasına bir neticeye ulaştırdınız? Kaç mazlumu kurtardınız, kaç gencin ahlakını kurtardınız, kaç müminin yüreğine umut oldunuz?

Vallahi bu ümmet lafta kurtarılmaz, masada değil sahada mücadele edilir. Biz susmayacağız, siz dilediğinizce konuşsanız da, bu ümmetin evlatlarını sizin umutsuzluk çağrılarınıza terk etmeyeceğiz. Biz oy verirken batıla değil, ümmetin selametini gözeten tarafa destek veriyoruz. Biz eleştirirken yıkmak için değil, ihya için konuşuyoruz. Biz mücadeleyi hayal değil, hakikat üzerinden veriyoruz.

Ya gelin ümmetin yükünü paylaşın, ya da susarak fitneye sebep olmayın!

Yorum bırakın