İslam’da Demokrasi…

Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi esasına dayanan bir yönetim biçimi olarak modern çağın temel siyasal sistemlerinden biridir. Çoğu zaman Batı kökenli bir sistem olarak değerlendirilse de, İslam’ın temel kaynakları olan Kuran ve sünnet, istişare, adalet, eşitlik ve halk iradesi gibi demokratik değerlere büyük önem verir. Bu bağlamda, İslam ile demokrasi arasında bir çelişki mi yoksa bir uyum mu olduğu, hem akademik hem de siyasi çevrelerde tartışılan bir konudur.

İslam’da karar alma süreçlerinde halkın görüşünü almak, yani “şura” ilkesi temel bir değerdir. Kuran’da bu durum açıkça vurgulanır: “Onların işleri, aralarında danışma iledir.” (Şûrâ Sûresi: 38. Ayet)

Bu ayet, İslam toplumlarında yöneticilerin karar alırken toplumun farklı kesimlerine danışmaları gerektiğini ortaya koyar. Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) hem Medine döneminde hem de savaş kararlarında ashabıyla sürekli istişare etmiş ve onların görüşlerini dikkate almıştır. Bu uygulama, halk iradesine saygı gösterilmesinin İslami bir ilke olduğunu gösterir.

İslam’da yönetimde en temel prensiplerden biri adalettir. Allah, Kuran’da şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ Suresi: 58. Ayet)

Demokratik yönetimlerde de esas olan, halkın haklarını korumak ve yöneticilerin halka karşı sorumlu olmalarını sağlamaktır. Bu bağlamda, adaletin tesis edilmesi İslam’ın da, demokrasinin de ortak hedefidir. Peygamber efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Bir iş ehil olmayana verildiği zaman kıyameti bekle.” (Buhârî, İlim, 2)

Demokratik sistemlerde olduğu gibi, İslam da görevlerin liyakat esasına göre dağıtılmasını emreder. Bu da halkın yöneticilerini serbestçe seçme hakkının desteklenmesi anlamına gelir.

Hazreti. Ebu Bekir’in halife seçilmesi süreci, o dönemin toplumsal yapısı içinde bir nevi halk temsiliyetine dayalı bir uygulama olmuştur. Ensar ve Muhacirlerin istişaresiyle halife belirlenmiştir. Bu, İslam tarihinde seçim ve temsiliyetin örneklerinden biridir.

İslam ile demokrasi arasında temel ilke ve değerler bakımından ciddi benzerlikler bulunmaktadır. Şura, adalet, eşitlik, liyakat gibi kavramlar hem İslam’ın hem de demokrasinin temel dayanakları arasındadır. İslam’da halkın yönetime katılımı teşvik edilmiş, otoritenin mutlakiyetçi bir yapıya dönüşmesine karşı denge unsurları oluşturulmuştur. Bu nedenle İslam, kendi değerleriyle örtüşen bir demokratik anlayışa kapı aralayabilir. Elbette modern demokrasinin laiklik, çoğunlukçuluk gibi bazı yönleri İslam’la tam anlamıyla örtüşmeyebilir; ancak temel ilkeler açısından İslam’da demokratik değerlerin güçlü karşılıkları vardır.

Yorum bırakın