Günümüz dünyasında toplumların içinden geçtiği en sancılı süreçlerden biri, kutuplaşmadır. Farklı fikirlerin varlığı demokrasilerin doğal bir parçası olsa da, bu farklılıkların düşmanlığa dönüşmesi, birlikte yaşama kültürünü tehdit eder hale gelmiştir. Maalesef, biz de artık asla geri dönüşü olmayacak şekilde bölünmüş bir toplum haline geldik. Toplumsal bölünme, genellikle siyasi, kültürel, dini ve sınıfsal farkların körüklenmesiyle derinleşir. Bizim toplumumuzda da bu eksenlerde ciddi ayrışmalar yaşanıyor. İnsanlar artık bir araya gelip konuşamıyor, birbirlerini dinlemiyor. “Biz” ve “onlar” dili o kadar kökleşti ki, ortak bir zeminde buluşmak neredeyse imkansız hale geldi.
Bu bölünmeyi en çok besleyen unsurlardan biri sosyal medya oldu. Algoritmalar, insanlara yalnızca kendi fikirlerini onaylayan içerikler göstererek yankı odaları üretti. Bu da karşıt görüşlere karşı tahammülsüzlük doğurdu. Artık biri farklı düşündüğünde onu “hain”, “cahil” ya da “düşman” ilan etmek sıradanlaştı.
Siyasi aktörlerin kullandığı dil, bu bölünmeyi derinleştiren bir başka etken. Oy almak adına yapılan kutuplaştırıcı söylemler, toplumun bir kısmını diğerine karşı kışkırtmakta. Liderler, birleştirici olmak yerine kendi seçmenlerini konsolide etmeyi tercih ediyor. Bu da “bizden olmayan” herkesin dışlandığı, ötekileştirildiği bir atmosfer doğuruyor.
Eskiden farklılıklarımızı zenginlik olarak görürdük. Şimdi ise farklılıklar tehdit olarak algılanıyor. Toplum, empati yetisini neredeyse tamamen yitirdi. Aynı sofraya oturmak bir yana, aynı cümlede anılmak bile rahatsızlık veriyor. Birbirimizin acısına üzülmeyi bile unuttuk. Gerçek şu ki, bu seviyeye gelmiş bir toplumsal bölünmeyi tersine çevirmek kolay değil. Ancak tamamen imkansız da değil. Bunun için ilk adım, kutuplaştırıcı dili terk edip, ortak değerlerde buluşmayı öğrenmekten geçiyor. Eğitim sisteminden medyaya, siyasetten bireysel davranışlara kadar her alanda empati, hoşgörü ve diyalog kültürünü yeniden inşa etmemiz gerekiyor.
Evet, biz bugün asla geri dönüşü olmayacak şekilde bölünmüş bir toplum gibi görünüyoruz. Ama bu kader olmak zorunda değil. Uyanmak, yüzleşmek ve değişmek hala mümkün. Ancak bunu yapmazsak, bölünmenin ürettiği duvarlar bizi tamamen birbirimizden koparacak. O zaman artık sadece bölünmüş değil, parçalanmış bir toplumdan söz ediyor olacağız. Ne diyor Allah?; “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.” (Ali İmran Suresi 103. Ayet)

Yorum bırakın