Neyin Peşindesin?

İnsanoğlu yaratılış itibariyle arayış içinde bir varlıktır. Kimi malın, mülkün; kimi şöhretin, gücün; kimi de hakikatin peşinde koşar. Ancak İslam’ın bize çizdiği istikamet çok açıktır: Dünya bir imtihan yeridir ve asıl hedef ahireti kazanmaktır. Zenginlik, şan ve şöhret geçici süslerdir. Kalıcı olan ise Allah’ın rızasıdır ve o da yalnızca salih amellerle kazanılır.

Kuran, dünya hayatının aldatıcı olduğunu defaatle vurgular. Rabbimiz şöyle buyurur: “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Elbette ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Keşke bilselerdi.” (Ankebût Suresi: 64. Ayet)

Bu ayet bize, dünyevi hayatın cazibesine kapılmadan, kalıcı olana yönelmemiz gerektiğini öğütlemektedir. Mal, mülk ve şöhret, insanı geçici olarak tatmin etse de kalpteki huzur, ancak Allah’a yönelmekle mümkündür.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), dünya malının fitnesine karşı ümmetini sık sık uyarmıştır. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Gerçek zenginlik mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.” (Buhârî, Rikak 15)

Bu hadis, dünya malına değil, kalbin Allah’la dolmasına vurgu yapar. Zenginliğin ölçüsü banka hesapları değil, insanın iç huzurudur. Başka bir hadisinde ise şöyle buyurur: “Dünyada bir garip gibi ol, ya da bir yolcu gibi ol.” (Buhârî, Rikak 3)

Yani Müslüman, dünya hayatını bir yolculuk gibi görmeli; asıl yurdun, ebedi olan ahiret olduğunu unutmamalıdır. İslam, zenginliğe karşı değildir. Hatta helal yolla kazanılan mal ile infak etmek, zekat vermek, hayır yapmak büyük ecir kazandırır. Ancak zenginlik bir amaç değil, bir araç olmalıdır. Allah, servet konusunda bizleri şöyle uyarır: “Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihandır. Büyük mükafat ise Allah katındadır.” (Tegâbün Suresi: 15. Ayet)

Bu ayet, malın da evladın da sınav vesilesi olduğunu bildirir. Yani mü’min, zenginlik ile övünmez, onunla imtihan olduğunu bilir. Dünya hayatı, ebedi hayatın tarlasıdır. Bu dünya ne kadar süslü görünse de bir gün sona erecek. O gün geldiğinde ne makam, ne servet, ne de şöhret işe yarayacak. Allah, şöyle buyurur: “O gün ne mal fayda verir, ne de evlat. Ancak Allah’a temiz bir kalp ile gelenler başka.” (Şuarâ Suresi: 88-89. Ayetler)

Bu ayet bize gösteriyor ki, Allah katında asıl değer; kalbin temizliği, niyetin doğruluğu ve amelin ihlasıdır. Zenginlik, şan, şöhret gibi dünya nimetleri ancak doğru niyetle ve ahiret bilinciyle kullanılırsa anlam kazanır. Asıl gaye, Allah’ın rızasını kazanmak, O’na kullukta sebat etmektir. Zira ebedi hayat ahirettedir ve orası cennet veya cehennemle sonuçlanacak bir yoldur. Kalplerimizi dünya sevgisinden arındırıp ahiret yurduna hazırlamak, Müslüman olarak en büyük gayemiz olmalıdır. Rabbim hidayet ehli olmamızı nasip etsin inşallah…

Yorum bırakın