Ahlaki Felaketler!

İslam ahlakı, bireyin iç dünyasını arındırmayı ve toplum hayatını barış içinde sürdürmeyi hedefler. Ancak bazı kötü huylar vardır ki hem bireyin hem de toplumun huzurunu derinden sarsar. Bunların başında iftira, kin, nefret, yalan ve merhametsizlik gelir.

İftira, bir kişiye işlemediği bir suçu isnat etmektir. Bu, hem kul hakkıdır hem de büyük bir günah olarak kabul edilir. Kuran’da şöyle buyrulur: “Kim bir günah veya suç işler de sonra bunu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisa Suresi, 112. Ayet)

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Bir kimse, bir mümine, onda olmayan bir kusuru isnat ederse, Allah onu cehennem köprüsünde tutar; ta ki söylediği sözden kurtuluncaya kadar.” (Ebu Davud, Edeb 40)

İftira, bireyin haysiyetine saldırıdır ve kul hakkı doğurduğu için tövbesi sadece Allah’a değil, aynı zamanda iftiraya uğrayan kişiye karşı da tevbe ve helallik dilemeyi gerektirir.

Kin ve nefret, kalbi karartan, insanı intikama yönlendiren duygulardır. Müminin kalbi bu kirlerden arınmış olmalıdır. Kuran şöyle der: “Ey iman edenler! Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun. Bu, takvaya daha yakındır.” (Maide Suresi, 8. Ayet)

Resülullah şöyle buyurmuştur: “Mümin kin tutmaz.” (Tirmizî, Birr 59)

Kin tutmak, affediciliği öldürür ve toplumsal barışı bozar. Müslüman, affetmeyi bilen, kalbini nefretten arındıran kişidir.

Yalan, İslam ahlakında en çirkin davranışlardan biridir. Doğruluk, müminin en belirgin vasfı iken yalan, münafıklığın alametidir. Kuran’da buyrulur: “Şüphesiz Allah, yalan söyleyenleri doğru yola iletmez.” (Zümer Suresi, 3. Ayet)

Hadis-i şerif: “Yalandan sakının. Çünkü yalan, günaha; günah ise cehenneme götürür.” (Buhârî, Edeb 69; Müslim, Birr 105) Yalan, güveni sarsar, ilişkileri bozar ve toplumun temelini çökertir. Bu sebeple mümin, daima doğru sözlü olmalıdır.

Merhamet, Allah’ın rahmetinin yeryüzündeki yansımasıdır. Merhametsiz insan, hem kendine hem de başkasına zulmeder. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhârî, Tevhîd 2; Müslim, Fedâil 66)

Bir başka hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: “Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.” (Tirmizî, Birr 16) Mümin, yetime, düşküne, hayvana hatta doğaya karşı bile merhametlidir. Merhametsizlik, kalbi taşlaştırır ve kişinin maneviyatını öldürür.

İftira, kin, nefret, yalan ve merhametsizlik gibi kötü huylar, bireyin kalbini ve toplumun yapısını bozar. İslam, bu hastalıklarla mücadele etmeyi ve kalbi arındırmayı emreder. Çünkü temiz bir kalp, Allah’a yaklaşmanın, huzurlu bir toplum da İslam’ın yaşanabilirliğinin temelidir. Bu kötü huylardan uzak durmak, hem bireysel hem toplumsal kurtuluşun anahtarıdır. Dua, tövbe, ilim ve salih amellerle temiz bir kalbe ulaşmak mümkündür…

Yorum bırakın