Nankörlük!

İnsanoğlu yaratılışı gereği aciz, muhtaç ve unutkandır. Rabbinin kendisine lütfettiği sayısız nimeti zamanla unutur, onları sanki kendi çabasıyla elde etmiş gibi zanneder. İşte bu durum, Kuran’da ve hadislerde sıkça uyarılan nankörlük (küfrân-ı nimet) halidir.

Yüce Allah, Kuran’da nankörlüğü şirkle birlikte anmış, nankör insanın dünya ve ahiret hüsranına sürükleneceğini bildirmiştir: “Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür.” (Âdiyât Suresi, 6. ayet)

Bu ayet, nankörlüğün insanın fıtratında olabileceğini, ancak bunun farkına varıp düzeltmeyenin helak olacağını açıkça belirtir. Bir başka ayette Rabbimiz şöyle buyurur: “Allah’ın nimetini tanıyıp durdukları hâlde inkâr ettiler; çoğu da kâfirdir.” (Nahl Suresi, 83. ayet)

Nankörlük, burada Allah’ın nimetini tanımasına rağmen onu inkar etmek, şükretmemek olarak ifade edilmiştir. Zira nimetleri inkar etmek, insanı şirke kadar götürebilecek büyük bir ahlaki zaafiyet olarak görülür. Efendimiz Sallallahu Aeyhi ve Sellem, nankörlüğün hem insanlar arası ilişkileri zedeleyen hem de Allah ile kul arasındaki bağı koparan büyük bir günah olduğunu şöyle bildirmiştir: “Cehennemlik kadınların çoğu, kocalarına karşı nankörlüklerinden dolayı oraya girerler. Kendisine ömrü boyunca iyilik ettiğin hâlde senden bir kötülük görse, ‘Senden hiç hayır görmedim!’ der.” (Buhârî, Îmân, 21)

Bu hadis, nankörlüğün sadece Allah’a değil, insanlara karşı da gösterilmesinin ne kadar çirkin ve tehlikeli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Başka bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmiş olmaz.” (Tirmizî, Birr, 35)

Buradan da anlaşılıyor ki, insanlar arası minnet duygusunun kaybolması, zamanla Allah’a karşı da şükürsüzlüğe dönüşebilir. Nankörlük sadece ahlaki bir eksiklik değil, aynı zamanda imanı zedeleyen bir tutumdur. Kuran’da Rabbimiz, nimetlerini hatırlatarak şükreden kullarını övmüş, nankörleri ise azapla uyarmıştır: “Eğer şükrederseniz, elbette size daha fazla veririm. Ama nankörlük ederseniz, şüphesiz azabım çok çetindir.” (İbrahim Suresi, 7. ayet)

Şükür, sadece dil ile değil; kalp ile hissetmek, amel ile göstermekle tamamlanır. Nimeti verenin Allah olduğunu bilmek ve onu yerli yerince kullanmak da şükrün bir parçasıdır. Nankörlük, insanın hem Rabbine hem de insanlara karşı sergilediği büyük bir vefasızlıktır. Hem dünya hayatında huzursuzluk kaynağıdır hem de ahirette ağır bir vebaldir. Nankörlükten korunmanın en etkili yolu, her halükarda şükretmeyi öğrenmek, Allah’ın ve kulların hakkını teslim etmektir. Unutmayalım ki; nimete şükür artırır, nankörlük ise nimeti azaltır! Rabbim şükredenlerden eylesin inşallah…

Yorum bırakın