İnsan sosyal bir varlıktır; hayatını sürdürebilmesi, gelişmesi ve huzur bulması için başkalarıyla ilişkiler kurması kaçınılmazdır. Ancak bu ilişkilerin niteliği, kişinin karakterine, aklına ve niyetine göre değişir. Dostluk, öyle sıradan bir bağ değildir; sevgi, güven, sadakat ve bilgelik üzerine inşa edilmelidir. İşte bu yüzden atalarımızdan bugüne gelen şu öğüt, her çağda geçerliliğini korur: “Cahil ile dost olma.”
Cahillik, sadece bir kişinin okul okumamış olması değildir. Asıl cahillik; aklını kullanmamak, öğüt dinlememek, düşünmemek, kendini geliştirmeye kapalı olmaktır. Kur’an-ı Kerim’de cehalet bir karanlık olarak tasvir edilir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
“Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan bir şey ifade etmez. Allah onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.” (Yunus Suresi: 36. Ayet)
Cahil kişi, zanla hareket eder, bilgiye değil varsayımlara dayanır. Duygularıyla düşünür, öfkesine hakim olamaz, sorgulamaz. Bu da onu hem kendi hayatında hem de çevresinde zarar verici bir konuma getirir. Cahilin dostluğu, dibi görünmeyen bir kuyu gibidir. Sana iyilik yaptığını zannederken büyük kötülüklere sebep olabilir. Sır tutamaz, fitneye açıktır, yanlış anlaşılır, seni de yanlış anlar. Hatta sana olan sevgisi bile bazen zarar verir, çünkü aklıyla değil, duygularıyla hareket eder. Kuran’da cehaletin zararlarına karşı açık bir uyarı vardır: “Rahmân’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller onlara laf attığında ‘Selam’ der geçerler.” (Furkan Suresi: 63. Ayet)
Bu ayette, olgun ve bilinçli Müslümanlara, cahillerle tartışmaya girmemeleri, onları muhatap almamaları tavsiye edilir. Çünkü cahil ile girilen her tartışma, karanlığa çekilen bir adım olabilir. Hazreti Ali, cehaletle dostluğun zararını şöyle ifade eder: “Cahil bir kimse ile dostluk kurma; ya sana zahmet verir ya da seni rezil eder.”
Gerçek dost, seni korur, hatalarını söyler, seni hakikate yönlendirir. Cahil ise seni ya kendi cehaletine ortak eder ya da yıkıma sürükler. Dostluk, yalnızca sevgi ile değil, aynı zamanda hikmet, basiret ve ahlak ile yürütülür. İnsan kiminle dostluk kurduğuna dikkat etmelidir. Zira Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 16)
Bu nedenle dostlukta ölçü, sadece kalp bağı değil; akıl ve karakter birliğidir. Cehaletle dostluk, bilgeliğin ışığını örter. Bu yüzden cahil ile dost olmaktan sakınmak, hem dünya hem ahiret huzurunun bir parçasıdır…

Yorum bırakın