Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyh ve sellem birçok hadisinde ümmetini dünya hayatının geçiciliğine karşı uyarmış ve ahiret bilincini diri tutmaları gerektiğini vurgulamıştır. Bu uyarılardan biri de şu çarpıcı hadistir: “Eğer siz benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız.” (Buhârî, Kusûf 2; Müslim, Salât 112)
Bu hadis, insanın yaratılış gayesini, dünya hayatının geçiciliğini ve ahirete dair sorumluluklarını derin bir şekilde hatırlatan güçlü bir ifadedir. Peygamber Efendimiz’in sahip olduğu ilahi bilgi, özellikle ölümden sonraki hayat, hesap günü ve cehennem azabı gibi hakikatlerdir. Bu gerçekler, sıradan bir insanın kaldırabileceğinden çok daha ağırdır. Nitekim Efendimiz, bu bilgiyle yaşarken bile son derece mütevazı, düşünceli ve ibadetine düşkün bir hayat sürmüştür.
Buradaki “az gülmek” ifadesi, hayatın neşesinden tamamen uzaklaşmak anlamına gelmez. Ancak dünya hayatını abartılı bir şekilde önemseyip, eğlenceyle oyalanmaktan sakınmak gerektiğini bildirir. “Çok ağlamak” ise sadece gözyaşı dökmek değil, esasen kalbin yumuşaklığını, insanın iç dünyasındaki derin pişmanlık ve farkındalığı temsil eder.
İnsanın günahlarına karşı duyarlılığı arttıkça, kalbinde bir sorumluluk hissi doğar. Bu sorumluluk duygusu da onu gafletten uzaklaştırır, ahiret için hazırlık yapmaya sevk eder. İşte Peygamberimiz ümmetinin bu bilinç düzeyine ulaşmasını arzulamış ve onları dünya meşgalesiyle oyalanmamaları konusunda uyarmıştır.
Modern çağda insanlar, yoğun iş temposu, teknoloji bağımlılığı ve dünyevi hırslar içerisinde hayatın gerçek amacını unutabiliyor. Ölüm, hesap, cennet ve cehennem gibi kavramlar çoğu zaman gündemimizden uzak kalıyor. Oysa bu hadis, bize ölümü unutmamayı, nefsimizi sorgulamayı ve her an Allah’ın huzuruna çıkacakmış gibi yaşamayı hatırlatıyor. Bu, karamsarlık değil; bilakis bilinçli bir yaşam çağrısıdır. Gülmek, sevinmek ve mutlu olmak elbette ki İslam’ın karşı çıktığı şeyler değildir. Fakat bu sevinçlerin içinde bile insanın kalbi Allah’ı unutmamalı, sorumluluk bilincini terk etmemelidir.
“Siz benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız” hadisi, derin bir uyarıdır. Dünya hayatının aldatıcılığına karşı bir farkındalık çağrısıdır. Mümin için bu dünya bir imtihan yeridir. İnsanın gerçek kurtuluşu, bu geçici dünyada değil, ebedi olan ahiret yurdundadır. Dolayısıyla bu hadis, hayatın amacını yeniden düşünmek, gafletten kurtulmak ve sorumluluklarımızı hatırlamak için bir vesiledir…

Yorum bırakın