İslam’ın evrensel mesajlarından biri de tedbirli ve basiretli olmaktır. Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in “Düşmanın silahıyla silahlanın” (Ebu Davud, Cihad, 70) şeklindeki hadis-i şerifi, sadece maddi savaşlar için değil, bilgi, teknoloji ve kültür alanında da Müslümanlara önemli bir ilke sunmaktadır.
Bu hadis, zahiren savaş meydanlarını çağrıştırsa da, aslında daha geniş bir anlam evrenine sahiptir. Müslümanların karşı karşıya kaldıkları düşmanları tanımaları, onların kullandıkları yöntemleri çözümlemeleri ve aynı seviyede savunma mekanizmaları geliştirmeleri gerektiğini vurgular. Bu, düşmanın araçlarını aynen almak değil; onları dönüştürerek, hak ve adalet uğruna kullanmak demektir.
İslam tarihi bu hadisin tatbikine dair birçok örnekle doludur. Peygamber efendimiz Hendek Savaşı’nda, Selman-ı Farisi’nin önerisiyle düşmanın kullandığı hendek kazma tekniğini kullanmış, böylece Medine’yi savunmada stratejik bir üstünlük sağlamıştır. Aynı şekilde, birçok sahabe, Bizans ve Pers taktiklerini öğrenmiş, savaşta bu bilgiyle hareket etmiştir.
Modern dünyada savaş yalnızca fiziksel değil; bilgi, medya, teknoloji ve ideoloji üzerinden de yürütülmektedir. Bugün bir Müslümanın “düşmanın silahıyla silahlanması”, Batı’nın ilim ve teknolojideki gelişmelerini körü körüne taklit etmeden, onları İslami değerlerle bütünleştirerek kullanması anlamına gelir. Siber güvenlikten yapay zekaya, medya dilinden kültürel üretime kadar her alanda “silah” dediğimiz şey değişmiş ama hadisin kapsayıcılığı baki kalmıştır.
Bu hadisin yanlış anlaşılması, düşmanın sadece silahını değil zihniyetini de almak şeklinde bir yozlaşmaya dönüşebilir. Burada çizgi nettir: Mümin, taklitçi değil; araştıran, geliştiren ve niyetinde Allah rızasını gözetendir. Düşmanın aracı, hakkın sesiyle kullanılırsa fayda sağlar. Aksi halde, kendi öz değerlerinden kopmuş bir taklitçiliğe sürükler. “Düşmanın silahıyla silahlanın” hadisi, çağlar üstü bir stratejik uyanıklığın ifadesidir. Bugün bu çağrı, Müslümanları bilgiyle, hikmetle ve ferasetle kuşanmaya davet ediyor. Teknolojiye, medyaya, eğitim sistemlerine karşı kör bir reddiye değil; bilinçli bir sahiplenme ve dönüştürme gereklidir. Çünkü bu ümmet, ancak düşmanlarını tanıyarak ve onların silahlarını kendi hak yolunda kullanarak yeniden ayağa kalkacaktır inşallah…

Yorum bırakın