Filistinli çocuklar, savaşın, ayrımcılığın ve zor yaşam koşullarının gölgesinde büyüyor. Her gün, evlerinden sürülme, güvenlik tehditleri ve temel haklardan mahrum kalma riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Birçok çocuk, okula gitmek yerine, hayatta kalma mücadelesi veriyor. Onlar, oyun alanlarında koşup gülebilmek yerine, korku ve acı içinde bir dünya ile yüzleşiyorlar. Yine de, tüm zorluklara rağmen, Filistinli çocuklar umutlarını yitirmiyor, direniyorlar. Bu çocukların birer barış elçisi olması, dünya için çok önemli bir mesajdır; çünkü çocukların gözlerinde sevgi ve barışa olan inanç, yaşadıkları travmalara rağmen hala sönmemiştir. Dünya olarak, Filistinli çocukların haklarını savunmalı ve onların güvenli, huzurlu bir geleceğe kavuşabilmesi için çaba sarf etmeliyiz.
Filistinli çocuklar, her gün savaştan, şiddetten ve ayrımcılıktan kaçmak yerine, bunlarla yüzleşiyor. Onların masumiyetleri, bir kurşunun hedefi oluyor, rüyaları ise savaşın acımasız yüzüyle parçalanıyor. Evlerinden, okullarından, oyun alanlarından sürülen bu çocuklar, çoğu zaman evlerinin enkazı altında hayatlarını kaybediyorlar. Çatışmalar, bombalar ve askeri operasyonlar, Filistinli çocukların sadece bedenlerini değil, geleceklerini de çalıyor. Birçok çocuk, sadece yaşamak için değil, hayatta kalabilmek için savaşıyor. Ancak, her bir kayıp, insanlığın yitirdiği bir parça olurken, bu trajediler dünya tarafından yeterince duyulmuyor, sorgulanmıyor. Filistinli çocukların yaşam hakları, bir savaşın en acımasız sonuçlarından biri haline geliyor. Oysa, her birinin birer umut ışığı olması gerekirken, karanlıklar içinde yok oluyorlar. Bu, sadece bir bölgedeki değil, tüm insanlığın utancıdır. Dünya, bu çocukların yaşam hakkına saygı duymalı ve onların seslerini duymalıdır. Bu çocukların gözlerinde umudu görmek, barış için atılacak ilk adımdır. Barış ise yalnızca iki devletli çözümde varılacak bir sonuçtur.

Yorum bırakın