İlk İnsanlar ve Ensest İftirası!

Kuran’da yer alan bir ifade dikkat çekicidir: “Allah sizi yerden bir bitki gibi bitirdi.” (Nuh Suresi: 17. Ayet) Bu ayet, insanın yaratılışıyla ilgili çok derin bir metaforu içinde barındırır. Allah’ın insanı yerden bir bitki gibi bitirdiği bilgisi, yalnızca Adem’in yaratılışına değil, tüm insanlığın yeryüzündeki türeyiş şekline dair bir ipucu verir. Peki bu ifade, bize ilk insanların kardeş kardeşle birleşerek çoğalmadığına dair bir işaret sunabilir mi? Evet, üstelik hem akli hem ilmi hem de ayet merkezli bir zeminde.

Ayette geçen “bitki gibi bitirmek” ifadesi, insanın çoğalmasının, doğal, sistemli ve yaratıcı bir düzene bağlı olduğunu gösterir. Bitkiler tohumdan çoğalır; her bir birey, kendine özgü bir varlık olarak gelişir. Tohum, kendi toprağında filizlenir; anne-babadan gelir ama kardeşin kardeşle birleşimiyle değil, bir dişi ve erkek üreme hücresinin birleşmesiyle oluşur.

Kuran, insanların çoğalmasını hep “eşlerden yaratma”, “çiftler halinde kılma”, “sizi bir nefisten yaratıp ondan eşini var etme” gibi ifadelerle anlatır. Hiçbir ayette, kardeşlerin birbirleriyle çiftleşmesi gibi bir durum tasvir edilmez. Aksine, insanın onurlu bir yaratılışı olduğu vurgulanır: “Andolsun biz insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık.” (İsra Suresi: 70. Ayet) Bu şan ve şeref, ensest ilişkiyle (kardeşin kardeşle birleşmesiyle) örtüşmez.

Eğer insanlık, Hazreti Adem’in çocuklarının birbirleriyle birleşmesiyle çoğalsaydı, bu durum hem aklen hem ahlaken hem de genetik olarak büyük sorunlar doğururdu. Modern genetik, ensest ilişkilerin ciddi hastalıklara, deformasyonlara ve kısa ömürlülüğe neden olduğunu ortaya koymuştur. Allah’ın kusursuz bir yaratıcı olduğu ve yarattığını da en güzel şekilde yarattığı birçok ayette belirtilmiştir: “Biz insanı en güzel surette yarattık.” (Tin Suresi: 4. Ayet) Ensest bir çoğalma modeli, bu “en güzel yaratma” ilkesine açıkça ters düşer.

Kuran, Adem ve Havva’dan yalnızca Kabil ve Habil adında iki erkek çocuk bahseder. Fakat bu, onların yalnızca sembolik temsiller olduğu anlamına da gelebilir. Çünkü Kuran’da “isimleri verilenler”, mesajın merkezinde olanlardır. Allah başka çocuklar yaratmış olabilir ve bu, bizim bilmediğimiz ilahi bir sır olarak kalmış olabilir. Kuran’da bu konuda mutlak bir sayı verilmez, dolayısıyla: “Siz ancak size bildirilen kadarını bilirsiniz.” (Kehf Suresi, 22. Ayet) Bu bağlamda Allah’ın yeryüzünde aynı anda farklı yerlerde farklı çiftleri yaratmış olması, ayetlerin bütünlüğüne daha uygundur.

“Nuh Suresi, 17. ayette” yer alan “yerden bir bitki gibi bitirme” ifadesi, insanın kademeli, doğal, sistemli ve hikmetli bir çoğalma sürecine işaret eder. Toprak, nasıl çeşit çeşit bitkiyi taşırsa, insan da yeryüzünün farklı bölgelerinde farklı genetik yapı ve dillerle çoğalmıştır. Bu da doğrudan şu ayeti akla getirir: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sonra sizi halklara ve kabilelere ayırdık ki tanışasınız.” (Hucurat Suresi: 13. Ayet)

Burada bahsi geçen “bir erkek ve bir dişi”, sadece Adem ve Havva değil, bir erkek ve bir dişi üzerinden çoğalma modelidir. Bu modelin detayı açıklanmaz, çünkü mesele insanların kökenini değil, birlik ve takvayı vurgulamaktır.

Allah’ın seçtiği peygamberlerin soylarında da hiçbir zaman ensest ilişki olmamıştır. Allah, temiz olanı seçer: “Gerçekten Allah, Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemlere üstün kıldı. Onlar birbirinden türeyen bir soydur.” (Al-i İmran Suresi: 33. ve 34. Ayetler) “Birbirinden türeyen” ifadesi, helal ve fıtrata uygun bir nesil anlamına gelir. Ensest ise ne fıtrata ne ahlaka ne de şeriata uygun düşer.

İlk insanlar kardeş kardeşle birleşerek çoğalmamıştır. Kuran’da yer alan “yerden bir bitki gibi bitirdik” ifadesi, insanlığın doğal, planlı, onurlu ve fıtrata uygun bir şekilde çoğaldığını gösterir. Ensest çoğalma fikri, Kuran’ın bütünlüğüyle çelişir; ahlakla bağdaşmaz ve yaratılışın hikmetli düzenine aykırıdır. İnsanoğlunun türeyişi, bir sır perdesiyle örtülmüş olsa da, bu sır, Allah’ın adaleti, hikmeti ve fıtrata uygunluğu ile açıklanabilir. Bu yüzden Kuran’a sadık kalmak isteyen bir Müslüman için, ilk insanların kardeş kardeşle birleşmediğine inanmak, hem ayetle hem vicdanla daha tutarlıdır.

Yorum bırakın