NASA ve Uzay Yalanları!!!

Bir gün televizyonun başındasınız. Siyah-beyaz bir görüntü, ekranda hoplaya zıplaya yürüyen bir adam… Arkada Amerika bayrağı, rüzgarda dalgalanıyor. Rüzgar? Ay’da? Olsun. NASA yaptıysa bir bildiği vardır (!) Çünkü NASA kutsaldır. NASA yalan söylemez. NASA diyorsa doğrudur. Öyle mi gerçekten?

1969’da, dünya Vietnam Savaşı’yla boğuşurken, ABD ekonomisi krizdeyken, sosyal patlamalar zirvedeyken… Birden bire “Ay’a gittik!” dediler. Apollo 11 ile. Armstrong’un “Bu, insan için küçük ama insanlık için büyük bir adım” cümlesi tarihe geçti. Peki ya sahne arkası? Stanley Kubrick’in bir stüdyoda bu sahneleri çektiği yönündeki iddialar neden hala konuşuluyor? NASA’nın Ay’a gittiğine inanmayan milyonlarca insan neden hala ikna olmadı?

Resimlere baktığınızda bir gariplik sezersiniz. Güneş parlıyor ama gökyüzü simsiyah. Hiç yıldız yok. Peki o güzelim yıldızlar nerede? Fotoğraflarda gölge yönleri farklı, sanki birden fazla ışık kaynağı varmış gibi. Hollywood sahnesine benziyor biraz değil mi? Bir de şu bayrak meselesi… Rüzgar yok, atmosfer yok ama bayrak dalgalanıyor. NASA açıklamış: “Tel destekli bayrak.” Ee, peki niye böyle saçma bir görüntüye imza attınız? Sırf millet “Oley Amerika!” diye alkışlasın diye mi?

NASA “1969’da gittik, sonra 1972’ye kadar 6 kez daha gittik” diyor. O zamandan beri 50 küsur yıl geçmiş. Teknoloji gelişti, cep telefonundan Mars’ı görebiliyoruz neredeyse, ama bir türlü tekrar gidemiyoruz! Hadi gidin de canlı yayınlayın! Yoksa o stüdyo çok mu pahalıya patladı?

“Biz Ay’dan taş getirdik” dediler. Sonra o taşlardan biri Hollanda’ya hediye edildi. Ne çıktı dersiniz? Ay taşı değil, fosilleşmiş bir ağaç parçası. Evet, NASA’nın gönderdiği taş, dünyadan gitmiş meğer. Yani ya NASA saf kandırıldı, ya da o taşı başından beri dünya bahçesinden alıp “Bu Ay’dan” diye sundular.

Bugün hala “uzay araştırmaları” için milyarlarca dolar harcanıyor. Mars’a robotlar yolluyorlar. Yolladıklarını söylüyorlar yani. Belki de bir çölde birkaç maketle oynuyorlar. Kim bilecek? Sen mi? Ben mi? Yani neden her şey CGI gibi görünüyor? Niye her şey simülasyon? Gerçek bir uzay görüntüsüne neden hala ulaşamıyoruz?

NASA ve benzeri uzay ajansları, bazen bilimden çok bir film yapım şirketi gibi çalışıyor sanki. Tamam, bilim kıymetlidir. Ama soru sormak da bilimin doğasında vardır. Biz de diyoruz ki: Ay’a gittinizse, tekrar gidin, canlı yayınlayın. Yoksa biz bu işin sonunda “Truman Show” gibi bir gerçeklik içinde yaşıyoruz sanacağız. Neyse… Sırayla NASA’nın yalanlarına dokunalım.

Bölüm 1: “Ay’a Gittik” Yalanı

Bu bölümü az önce yazdık, uzayda dalgalanan bayraktan, yıldızsız gökyüzüne kadar her şey ortada. NASA’nın 1969 yapımı bilim-kurgu filmini çözdük. Sıradaki gelsin.

Bölüm 2: Mars’a Giden Kamyon

2021’de Mars’a “Perseverance” (Sebat) adında bir robot gönderdiler. İsmi ne kadar ironik değil mi? Sebatla yalan söylemek. Robot gitti, indi, gezdi, taş topladı, selfie çekti, tweet attı. Şimdi soruyorum: WiFi şifresini kim verdi? Modem nerede? O kadar hızlı ve kaliteli görüntü Mars’tan nasıl geliyor da, biz Ay’dan hala HD bir video izleyemiyoruz?

Bölüm 3: Uzaylılar Nerede Saklanıyor?

Yıllardır “Evrende yalnız değiliz” dediler. Sonra “UFO gördük ama bilmiyoruz” açıklamalarıyla bizi oyaladılar. 51. Bölge diye bir yer var ama turist kabul etmiyor. Niye? İçeride Marslı mı var, yoksa set mi var? Belki de orada NASA’nın Ay sahnesi hala duruyordur. Stanley Kubrick’in şapkası da duvarda asılıdır kim bilir.

Bölüm 4: NASA – En Pahalı Film Stüdyosu

Düşünsene, her yıl milyarlarca dolar fon alıyorlar. CGI efektler, sahte inişler, roket animasyonları, sürekli animasyon, sürekli simülasyon… NASA değil de Pixar desen yeridir. Neden uzaydan bir kere olsun gerçek bir görüntü gelmiyor? Hep bir model, hep bir render. Ay’a gitmedik, Mars’a gitmedik… Bari Hollywood’a gidin, dürüst olun.

Bölüm 5: Evren Sonsuz ise NASA Ne Arıyor?

Evren sonsuz diyorlar. O zaman bir şey aramanın anlamı ne? Sonsuzlukta hedef olmaz. NASA neyi ölçüyor, nereye gidiyor, ne bulmayı umuyor? Yoksa sırf “araştırma yapıyoruz” bahanesiyle vergi mi yiyorlar? Her bütçe döneminde yeni bir gezegen uydurmak farz olmuş. “Gliese 581c yaşanabilir olabilir” dediler. Sonra yokmuş. Bir gün “Güneş sönecek” dediler, sonra “Ama 5 milyar yıl sonra.” Sağ ol NASA, çok rahatlattın bizi!

Yeri gelmişken; NASA kelimesi İbranice’de; aldatmak, saptırmak, kandırmak manalarına gelmektedir. Siz hala NASA’ya mı inanıyorsunuz?

Yorum bırakın