Zorluklar ve Lütuflar…

Hayat, inişleri ve çıkışlarıyla bir imtihanlar bütünüdür. Kimi zaman nefes aldırmayan acılarla, kimi zaman içimizi ısıtan sevinçlerle sarar bizi. Bu dengenin içinde en çok göz ardı ettiğimiz gerçek ise şudur: En kıymetli lütuflar, en çetin zorluklardan sonra gelir.

Bu söz, sadece bir teselli cümlesi değil; aynı zamanda evrensel bir hakikatin özüdür. İnsanoğlunun sabırla direndiği, pes etmeyip yoluna devam ettiği her an, bir lütfun habercisidir. Çünkü sabır, sadece beklemek değil; umudu yitirmeden, inancını diri tutarak beklemektir. Ve o sabrın ardında, çoğu zaman gözle görülmeyen bir hazırlık vardır. Lütuf, görünmeyenin hikmetine sabırla tutunanlara tecelli eder. Zorluklar, insanı şekillendiren yegane mihenk taşlarıdır. İnsanın iç dünyasını, karakterini ve imanını törpüler. Her yıkılışta yeniden ayağa kalkmak, her kayıpta yeniden umut etmek bir çeşit yeniden doğuştur. Kalbimizde sabır taşı çatladıkça, içimizde bir bilgelik filizlenir. Her zorluk, sabrın kuvvetiyle ilahi bir lütfa dönüşme potansiyeli taşır.

Kuran’da da bu hakikate defalarca dikkat çekilir: İnşirah Suresi 5 ve 6. Ayetler: “Demek ki, gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”
Bu tekrar, zorluğun yanında bir değil, birden fazla kolaylık olduğuna işaret eder. Yani hiçbir zorluk, yalnız değildir. Onunla birlikte, görünmeyen lütuflar da yola çıkmıştır.

Allah, kuluna lütfunu her zaman açıkça göstermez. Çünkü hakiki lütuf, sadece dünyalık bir kazanç ya da maddi bir iyilik değildir. Bazen bir kayıptır; ama o kayıpla birlikte gelen fark ediştir lütuf. Bazen bir ayrılıktır; ama o ayrılıkla birlikte ruhun özgürleşmesidir asıl hediye. İşte bu yüzden, lütuflar çoğu zaman acının kıyısında bekler. Sabır, o bekleyişin anahtarıdır. Nice insan, sabırsızlıkla yola erken veda ederken, nice insan da tahammülün sonunda büyük bir değişim yaşar. Lütuf, sadece gelen iyilik değil, zorluğun içinde insanın olgunlaşmasıdır aynı zamanda.

Tahammül, teslimiyetle eş tutulmamalıdır. Tahammül, aktif bir duruştur. Direniştir ama isyan etmeyen bir direniş. Gönlün suskun kalıp ruhun sabırla beslenmesidir. Ve işte bu hali sürdürebilenlere, kapılar açılır. Bazen bir dua kabul olur, bazen bir iç huzur kaplar insanı. Lütuf, tahammül edenin yoldaşına dönüşür. “Lütuflar zorluklara tahammül ettikten sonra tecelli eder…” Çünkü zorluk, bir çile değil; bir hazırlıktır. Her zorluk, içimizdeki cevheri ortaya çıkaracak olan ustanın elidir. Biz sabırla şekillendikçe, lütuf da bize yaklaşır. Ve sonunda… En kıymetli armağan, sadece gelen lütuf değil; o lütfa giden yolda dönüşen ‘biz’ oluruz.

Yorum bırakın