Endülüs’ün zarif incisi El Hamra Sarayı’nın duvarlarında tekrar tekrar karşımıza çıkan bu kısa ama kudretli cümle, yüzyıllar ötesinden bugüne hala haykırıyor: La galibe illallah: “Allah’tan başka galip yoktur.”
İnsanın kibri, sahip olduklarını ebedi sanma gafleti, güce ve zafere duyduğu açlık… Tüm bunların karşısında, bu söz bir tokat gibi iner kalbin ortasına. Çünkü gerçek galibiyetin sahibi yalnızca Allah’tır. O izin vermezse ne bir başarı gelir, ne bir fetih gerçekleşir, ne de bir sessizlik bulunur.
Bu söz, yalnızca bir hat sanatı ya da süsleme değildir. O, bir teslimiyetin, bir fark edişin, bir boyun eğişin ifadesidir. Endülüs’ün zirvedeyken bile bu sözü duvarlarına kazıması, ne büyük bir bilgeliktir. Mülk O’nundur. Kudret O’nundur. Zafer O’nundur. Bunu bilen, kazandığında kibirlenmez, kaybettiğinde yıkılmaz.
Bugün, zaferi kendi çabamızda, aklımızda ya da çevremizdeki insanlar sayesinde ararken, bu söz bize tekrar tekrar hatırlatır: Yalnızca Allah galiptir. Kimi zaman savaş meydanlarında, kimi zaman kalpteki fırtınalarda, kimi zaman şeytanla olan mücadelemizde… Her galip geliş, ancak Allah’ın dilemesiyle mümkündür. Ve bazen bir yenilgi bile, asıl galibiyetin kapısını açar. Çünkü neyin gerçek zafer, neyin gerçek mağlubiyet olduğunu en iyi bilen O’dur.
“La galibe illallah…” Bu sadece bir söz değil, bir yaşam felsefesidir. Teslimiyetin, tevazunun, kulluğun özüdür…

Yorum bırakın