Zaman, insanın içini daraltan bir sessizlikle akıyor bazen. Dışarısı kalabalık, içimiz yapayalnız. Herkes bir şey söylüyor, ama kimse hakikati dillendirmiyor. Kalpler karışık, zihinler bulanık. Doğruyu söyleyenin susturulduğu, susanın yüceltildiği bir çağda yaşıyoruz. Bu çağ, bir fitne çağı. Bir imtihan dönemi. Yağmur gibi yağan iftiralar, aldatmalar, sapmalar ve yanıltıcı hakikatlerle kuşatılmışız. Ve tüm bu yağmurun altında rahmeti aramak, işte asıl marifet burada başlıyor.
Kuran, fitneye karşı uyanık olun diyor. Resul, ümmetine fitnelerden Allah’a sığınmayı öğretiyor. Çünkü fitne, sadece bir bela değil; aynı zamanda bir perdedir. Hakkı gizler, batılı süsler. Niyetleri bulanıklaştırır, insanı kendi kendinden bile şüpheye düşürür. Bugünün en büyük fitnesi, belki de hak ile batılın iç içe geçtiği bir zeminde yaşamak. Herkesin haklı, herkesin doğru bildiği bir çağda; asıl hakikatin üstü örtülüyor. Peki bu yağmurdan nasıl korunacağız?
İşte burada rahmeti aramak devreye giriyor. Çünkü fitne, aynı zamanda bir arınma vesilesidir. Yağmur her şeyi ıslatır ama toprağın altındaki tohumu da uyandırır. Fitne de böyledir. Nice insanın içindeki samimiyet tohumunu yeşertir. Nice kişinin kalbindeki niyeti ortaya çıkarır. Kimi bu yağmurda savrulur, kimi kök salar. Kimi inkârla yola devam eder, kimi secdeyle…
İnsanın en çok yanıldığı yer, fitneyi yalnızca dışarıda aramasıdır. Oysa en büyük fitne içeriden başlar. Kalpte başlar. Niyetlerde. Küçük bir kibir tohumu, büyük bir dalalete dönüşebilir. Küçük bir ihmalle başlayan yolculuk, koca bir isyana evrilebilir. Dolayısıyla rahmeti dışarıda değil, içeride aramak gerekir. Allah’ın bize bahşettiği vicdan, akıl ve iman; bu fırtınada pusulamız olur.
Peki ne yapmalı? Fitnelerin en yoğun olduğu bu çağda nasıl rahmete ulaşmalı?
Susarak değil, konuşarak. Fakat hakikati konuşarak. Kalabalıklarla aynı yönde yürüyerek değil, gerektiğinde yalnız kalarak. Herkes alkışlarken sen eleştiriyorsan, işte o zaman doğru yoldasındır. Herkes kaçarken sen yaklaşıyorsan, işte o zaman samimisin. Zira fitne zamanlarında hakikat, çoğunlukla yalnız kalır. Ve rahmet, o yalnızların yanına iner.
Son olarak: Fitne yağmurları bitmeyecek. Ama biz, her damlada rahmeti arayacağız. Zira Rab, karanlığın en koyusunda bile bir nur saklar. Yeter ki biz, kalbimizin gözünü açık tutalım.

Yorum bırakın