İslam’ın temel öğretilerinden biri, insanın içsel mücadelesinin, sabrının ve doğru yolda kalmasının önemli olduğudur. Kuran ve hadislerde sıkça karşılaşılan “sabret” ve “tevekkül et” gibi ifadeler, zorluklarla karşılaşan insanlara bir rehber sunar. İslam, kişinin dışsal dünya tarafından yargılandığı, küçümsendiği ve yok sayıldığı anlarda, aslında gerçek anlamda varlığının güçlendiğini ve bir nevi Allah’ın inayetiyle daha da yüceldiğini anlatan derin bir öğretiye sahiptir.
İslam’a göre, insanlar bazen hakikatin peşinden gittiğinde, toplumsal normlarla çelişen bir yol izlediklerinde, çevrelerinden olumsuz tepkiler alabilirler. Ancak, bu olumsuzluklar onların gerçek değerlerini yansıtmaz. Çünkü İslam’a göre, insanın gerçek gücü ve varlığı, dışarıdaki insanlar tarafından kabul edilip edilmemesiyle değil, yalnızca Allah’a olan bağlılığı ve içsel tutarlılığıyla şekillenir.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında da, İslam’a inananlar, Mekke’nin zengin ve güçlü kişilerince küçümsendi. Ancak, Allah’ın izniyle bu insanlar, tarih boyunca hakikat yolunu izleyenlerin en değerli örnekleri oldular. Oysa onların zamanında yok sayılmaları, aslında gerçek varlıklarını pekiştirmiştir.
Kuran’da, sabırla ilgili birçok ayet bulunmaktadır. Bunlardan biri, “Sabredin! Kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi: 46. Ayet) Bu ayet, dışsal güçlere karşı sabır gösterenlerin, Allah’ın yardımına erişeceğini bildirir. İnsanlar seni yok sayabilir, sana hakaret edebilir ya da seni küçümseyebilirler. Ancak İslam’a göre, bu tür dışsal engeller, sadece insanın ruhsal olgunluğunu ve Allah’a olan bağlılığını test eder. Gerçek güç, bu tür zorluklar karşısında sabretmek ve doğru yoldan sapmamaktır.
Hazreti Ali de “İçinde bulunduğun zor zamanlar seni güçlendirecekse, o zamanlar, senin için en değerli anlar olabilir.” demiştir. Bu anlayış, dışarıdan gelen her türlü yok sayma ve olumsuz yorum karşısında içsel bir güç oluşturulmasını önerir. İslam, Müslümanları sabırlı olmaya, dünya hayatına aldanmamaya, başkalarının düşüncelerine fazla değer vermemeye yönlendirir. Bu bağlamda, dışarıdan gelen yok sayma durumları, bir bakıma Allah’a olan yakınlığı artıracak bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Çünkü İslam’a göre, Allah, sadık kullarını ve zorluklar karşısında sabırlı olanları ödüllendirir.
Rahmetli Sezai Karakoç şöyle söyler: “Seni yok sayacaklar, sen daha çok var olacaksın.” İslam, insanın değerinin, dış dünyada aldığı tepkilerle ölçülmediğini öğretir. İnsan, zorluklar karşısında sabredip, doğru yoldan sapmazsa, Allah ona gerçek huzuru ve yücelmeyi nasip eder. “Seni yok sayacaklar, sen daha çok var olacaksın” cümlesi, İslam’ın bu öğretilerine tam anlamıyla uygundur. Çünkü insanın gerçek gücü, yalnızca Allah’a olan yakınlığı ve sadakatinden gelir. Toplumun dışsal değer yargıları, gerçek varlığın bir göstergesi olamaz. Allah’a olan bağlılık, en büyük değer ve yüceliş kaynağıdır.

Yorum bırakın