Devletini, milletini ve birliği savunan her yurtsever insan, vatanına karşı duyduğu sevgi ve bağlılıkla, her türlü kirli emellere karşı durmalı, cesurca ve kararlılıkla mücadele etmelidir. Yurtseverlik, sadece bir kelime ya da sıradan bir söylem değildir; bu, bir kişinin gönlünde yanan ateş, vicdanında yükselen bir sorumluluktur. Tarih boyunca, milletimizin birliği, dirliği, bağımsızlığı ve huzuru için nice kahramanlar bu toprağa canını feda etmiştir. Onlar, her türlü zorluk ve tehdit karşısında yılmamış, ülkesinin geleceğini korumak için ne gerekiyorsa yapmışlardır.
Bugün de, bizler bu mirası taşırken, dışarıdan ya da içeriden gelen her türlü kirli emel ve yozlaşmış düşünceye karşı koymalıyız. Ülkemizin çıkarları, halkımızın huzuru ve güvenliği her şeyin önündedir. Kendisini yurtsever olarak tanımlayan her birey, devletin birlik ve bütünlüğünü tehdit eden her türlü olguya karşı duyarlı olmalı, gözünü budaktan sakınmadan adaletin, hakkın ve doğruluğun yanında yer almalıdır.
Bu mücadele, sadece fiziksel bir savaşla değil, aynı zamanda fikirlerin, değerlerin ve kültürün korunması ile de yapılır. Yurtsever insan, kirli düşüncelere karşı fikirsel bir direniş göstererek, halkı aydınlatmalı ve karanlıkta kalmayan bir geleceğe doğru adımlar atmalıdır. Her birey, milletinin menfaatini kendi menfaati gibi görmeli ve bu anlayışla tüm engelleri aşmak için birleşmelidir.
Sonuç olarak, yurtseverlik, sadece kelimelerle değil, eylemlerle ortaya çıkar. Her türlü kirli emel ve düzenin karşısında durarak, birlik içinde daha güçlü, daha sağlam bir geleceğe doğru ilerlememiz mümkündür. Bu, her Türkiye vatandaşının, geçmişine ve geleceğine duyduğu saygının bir gereğidir.
Teröristleri, hırsızları, soyguncuları ve talancıları savunmak, toplumsal düzenin temellerine karşı bir tehdit oluşturur. Adalet, her bireyin hakkını koruyan, tüm suçlara karşı caydırıcı bir engel olmalıdır. Suçluların savunulması, sadece mağdurları daha da derin bir acıya sürüklemekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal değerleri, güvenliği ve barışı tehdit eder. Suçlar, bireylerin özgürlüklerini ihlal eden eylemler olup, bu tür eylemleri savunmak, toplumu kaosa sürükler ve insan haklarını göz ardı eder.
Herkesin adil bir yargılama ve savunma hakkı elbette olmalıdır, ancak bu, suçun doğasının ve etkilerinin göz ardı edilmesi anlamına gelmez. Her suçu, her suçu işleyen kişiyi savunmak, bu suçların mağdurlarına ihanet etmek ve onlara daha fazla zarar vermek anlamına gelir. Suçluları savunmak, toplumsal sorumluluk ve adalet anlayışıyla bağdaşmaz. Adaletin sağlanması için suçluların doğru şekilde cezalandırılması ve mağdurların haklarının korunması gerekmektedir. Devletimize güvenimiz tamdır. Elbette hak eden her kişi, hak ettiği cezayı alacaktır. Ve bizler bu kararlar karşısında devletimizin ve milletimizin tarafıyız, taraftarıyız! Bu da böyle biline!!!

Yorum bırakın