Doğa ile Savaş: Kazandıkça Kaybediyoruz

Hubert Reeves’in sözü: “Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğz!” Bu söz, modern insanın doğaya olan tahakkümünün ironik sonucunu gözler önüne seriyor. Bizler sanayileşme, teknoloji ve ekonomik gelişme adına doğayı fethetmeye çalışırken aslında kendi geleceğimizi yok ediyoruz.

Sanayi devrimi ile birlikte insanlık, doğayı bir rakip olarak görmeye başladı. Tarım alanlarını genişletmek, madenleri çıkarmak, enerji elde etmek ve şehirler inşa etmek için ormanları kestik, nehirleri kuruttuk ve ekosistemleri bozguna uğrattık. Teknolojik gelişme, doğaya olan bağımlılığımızı ortadan kaldırdığına dair bir yanılgıya düşmemize neden oldu.

Oysa ki, atmosferin dengesizliğe uğramaya başlaması, iklim krizinin şiddetlenmesi, kuraklık ve hava kirliliğini gözlemlediğimizde, aslında doğaya karşı verdiğimiz savaşı kazanmadığımızı, aksine kaybetmekte olduğumuza tanıklık ediyoruz. Doğayı fethettiğimizde, sadece onun kaynaklarını tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi yaşam alanımızı da yok ediyoruz.

Son yüz yılda insan eliyle yapılan zararları düşünelim: Amazon ormanlarının yüzde 20’den fazlası yok oldu, buzullar erimeye başladı, deniz seviyeleri yükseliyor ve hayvan türleri kitlesel olarak yok oluyor. Hava kirliliği solunum hastalıklarını artırdı, su kaynakları kirlendi ve gıda sistemleri bile risk altına girdi. Kendi tahribatımızın hızı, doğanın kendini yenileme yeteneğini geride bıraktı. Bu durum sadece ekolojik bir sorun değil; aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir krizdir. Tarım verimliliği düşüyor, su kaynakları azalıyor ve milyonlarca insan iklim değişikliğinin ürettiği felaketlerden etkileniyor.

Doğa ile savaş halindeyiz, evet; ancak bu savaşı durdurabiliriz. Sürdürülebilir enerjiye geçiş, ekolojik tarım uygulamaları, ormanları koruma projeleri ve karbon ayak izini azaltma çabaları ile doğa ile olan ilişkimizde bir dönüşüm gerçekleştirebiliriz. Ancak bunun için, doğaya karşı savaş veren bir fatih gibi değil, onun bir parçası olduğumuzu kabul eden bir dost gibi hareket etmeliyiz. Kazanmaya çalıştığımız bu savaşın sonu, ya doğanın yok edilmesiyle ya da insanlığın kendi sonunu hazırlamasıyla bitecektir. Seçim bizim: Ya doğayla barış yaparak uyumlu bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz ya da “kazanarak kaybedeceğiz”.

Allah’ın bize bu konudaki hitabı da şu şekilde: Rum Suresi 41. Ayet: “İnsanların kendi elleriyle kazandıklarından dolayı karada ve denizde bozulma ortaya çıktı. Allah, onlara yapmakta olduklarının bir kısmını tattırmaktadır ki bunu anlayanlar pişman olup hakka dönerler…” İnsanlığa uyanış diliyorum…

Yorum bırakın