İnsanlık tarihi boyunca, doğa unsurlarına ve bazı kişilere kutsallık atfetme ve onlara özel anlamlar yükleme eğilimi her zaman var olmuştur. Bunlardan biri de dilek ağaçlarıdır. Birçok kültürde, özellikle halk inançlarında yer bulan dilek ağaçları, insanların dileklerinin gerçekleşmesi amacıyla çeşitli nesneler bağladıkları veya dualar ettikleri ağaçlardır. Ancak İslami bakış açısıyla ele alındığında, dilek ağaçları ciddi bir tehlike olan şirk ile doğrudan ilişkilendirilmektedir.
Dilek ağaçları, geçmişten günümüze birçok toplumda farklı şekillerde varlığını sürdürmüştür. Eski Türklerde ve Orta Asya Şamanizm’inde kutsal kabul edilen ağaçlar, ruhlarla iletişim kurmanın bir aracı olarak görülmüştür. Aynı şekilde, Hindistan, Japonya ve bazı Afrika kültürlerinde de bu tür uygulamalara rastlanmaktadır. İnsanlar, dileklerinin kabul olması için ağaçlara çaput bağlamakta, taş koymakta veya dualar etmektedirler. Bu inanışın temelinde, ağacın bir tür manevi güç taşıdığı veya dilekleri iletebilecek bir varlık olduğu düşüncesi yer almaktadır.
Benzer bir durum, bazı tarikat ve şeyh kültleri içinde de görülmektedir. Müslüman toplumlarda bazı kişiler, Allah’a ulaşmak için aracı olarak şeyhleri görmekte, onların türbelerine giderek dilek dilemekte veya onlardan medet ummaktadır. Bu tür yaklaşımlar, İslam’ın tevhid inancına aykırı olup, şirk tehlikesi içermektedir. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah ile kul arasına herhangi bir aracı koymayı yasaklamış, Allah’ın kullarına şah damarından daha yakın olduğunu bildirmiştir. Kuran’da şöyle buyrulmaktadır: Nisa Suresi 48. Ayet: “Allah Kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğine bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, büyük bir günahla iftira etmiş olur.”
İslam inancına göre, Allah’ın dışında herhangi bir varlıktan yardım dilemek, O’na ortak koşmak anlamına gelir ve bu da şirk olarak tanımlanır. Dilek ağaçları gibi şeyhlere aşırı bağlılık da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir ağacın, insana şifa vermesi, dileğini gerçekleştirmesi veya hayatında olumlu değişiklikler yapması gibi bir düşünce, Allah’a ait olan yetkileri bir yaratılmışa atfetmek anlamına gelir. Aynı şekilde, bir şeyhin veya velinin türbesine giderek ondan medet ummak da benzer bir sapmadır. Bu durum, tevhit inancına aykırıdır ve insanı Allah’tan uzaklaştırarak batıl inançlara yönlendirir.
Efendimiz Hazreti Muhammed, sahabelerine şirkten sakınmaları konusunda defalarca öğüt vermiştir. Bir hadiste sahabelerin geçmiş kavimlere benzer bir talepte bulunmaları üzerine şöyle buyurmuştur: “Siz de tıpkı İsrailoğulları gibi mi yapmak istiyorsunuz? Onlar, ‘Ey Musa! Onların ilahları gibi bize de bir put yap’ dediler. Musa ise “Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz” diye cevap verdi.” (Tirmizî, Cihad, 19) Bu hadis, insanın yaratılışı gereği bazı nesneleri ve kişileri kutsallaştırma eğiliminde olduğunu, ancak bunun tevhid inancına zarar verdiğini göstermektedir. Dilek ağaçları ve şeyh kültü de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Dilek ağaçları ve şeyh kültleri gibi batıl uygulamalara yönelmek, zamanla insanı İslam’ın özünden uzaklaştırır. Başlangıçta sadece bir dilek dileme veya bir türbeyi ziyaret etme amacıyla yaklaşan kişi, zamanla bu uygulamayı bir alışkanlık haline getirebilir ve ağaca ya da şeyhe gereğinden fazla anlam yükleyerek onu kutsallaştırabilir. Bu da, kişinin farkında olmadan şirk batağına sürüklenmesine neden olur. İslam, Allah’a doğrudan yönelmeyi, yalnızca O’ndan istemeyi ve yalnızca O’na ibadet etmeyi emreder. Kuran’da şu ayet bu gerçeği açıkça ifade eder: Bakara Suresi: 186. Ayet: “Kullarım Beni sana soracak olursa, de ki; Ben onlara pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki doğru yola varmış olsunlar..”
Bu nedenle, müminlerin dileklerini Allah’a yönelerek, dua ve ibadet ile istemesi gerekir. Ağaçlardan, taşlardan, türbelerden, mumlardan veya herhangi bir insan ya da nesneden medet ummak, insanı farkında olmadan İslam’ın özünden uzaklaştırabilir ve büyük bir günah olan şirke düşürebilir. Dilek ağaçları ve bazı şeyh kültleri, birçok kültürde masum bir gelenek gibi görülse de İslam perspektifinden bakıldığında şirk tehlikesi içermektedir. İnsanlar, dileklerinin gerçekleşmesi için Allah’a yönelmek yerine ağaçlara, taşlara, türbelere veya şeyhlere umut bağladığında, tevhid inancına zarar verirler. Müslüman bireylerin bu tür batıl inanışlardan uzak durması ve yalnızca Allah’a yönelmesi gerekmektedir. Zira gerçek huzur, mutluluk ve başarı yalnızca O’na olan teslimiyetle mümkündür.

Yorum bırakın