Eğitimde Adalet Eşitsizliği ve Sapkın Müfredat Sorunu!

Günümüzde eğitim, bireyin ve toplumun geleceğini şekillendiren en kritik unsurlardan biri olarak kabul edilir. Ancak, bu hayati unsur, herkes için eşit şartlarda erişilebilir olmaktan çok uzak bir noktaya gelmiştir. Özellikle özel üniversitelerin yaygınlaşmasıyla birlikte eğitim, bir hak olmaktan çıkıp ticarileşen bir sektöre dönüşmüştür. Kıbrıs ve Türkiye gibi yerlerde, özellikle son yıllarda özel üniversitelerin adeta bir “eğitim turizmi” mantığıyla faaliyet göstermesi, bu durumu daha da belirgin hale getirmiştir.

Bugün parayı veren herkesin özel üniversitelerde kolaylıkla diploma sahibi olabilmesi, fakat maddi imkansızlık nedeniyle pek çok zeki ve çalışkan gencin okuyamaması, büyük bir adaletsizliktir. Özel üniversitelerin çoğu akademik yeterlilikten ödün vererek sadece “müşteri” mantığıyla öğrenci kabul etmekte, akademik disiplin ve niteliğini göz ardı etmektedir.

Bu durum, toplumda liyakat sistemini bozan bir yapı oluşturmaktadır. Gerçek anlamda hak eden bireylerin önü kesilirken, parayla diploma sahibi olan kifayetsiz bireyler haksız yere belirli mevkilere gelmektedir. Hal böyle olunca, alanında uzman ve yetkin bireylerin yerini, sırf “etiket” sahibi kişiler almaktadır.

Eğitim, toplumun her bireyi için eşit şartlarda erişilebilir olmalıdır. Zengin ya da fakir olmanın, bir insanın akademik hayatta ilerleyebilmesi üzerinde belirleyici bir faktör olmaması gerekir. Lakin mevcut sistemde, eğitim herkes için eşit bir hak olmaktan çok uzak bir noktadadır. Bu adaletsizliği gidermek için atılması gereken başlıca adımlar şunlar olabilir:

Özel üniversitelerin denetim altına alınması: Akademik kaliteyi sağlamak için özel üniversiteler sıkı denetimlerden geçirilmeli ve çok düşük akademik standartlara sahip olanlar kapatılmalıdır.

Burs ve destek programlarının artırılması: Maddi durumu yetersiz ancak akademik başarısı yüksek olan öğrencilere daha fazla burs ve destek sağlanmalı, onların öğrenim görmesi kolaylaştırılmalıdır.

Eğitimde liyakat sisteminin uygulanması: Mezuniyet sadece derslere girip kağıt üzerinde bir diploma almakla sağlanmamalı, gerçek anlamda bilgi ve beceri sahibi olma şartı aranmalıdır.

Türkiye’de özel üniversite diplomalarının resmi statüsü yeniden gözden geçirilmeli: Kalite standartlarını sağlamayan üniversitelerin diplomalarının resmi kurumlarda geçerliliği sorgulanmalı, bu konuda daha sıkı kurallar getirilmelidir.

Bugün eğitim bir insan hakkı olmaktan çıkıp sermayenin bir aracı haline gelmiş durumdadır. Ancak önemli olan, toplumun ilerlemesini sağlayacak bireyleri yetiştirmek ve onlara fırsat eşitliği sunmaktır. Parayla alınan diplomaların toplumda “adam yerine konulmayı” sağlaması, gerçekten zeki ve yetenekli insanlara yapılan en büyük haksızlıktır. Eğer eğitim bir haksa, o zaman herkes için eşit ve erişilebilir olmalıdır. Aksi takdirde, gerçek yeteneklerin hiçe sayıldığı, vasatın ise baştacı edildiği bir toplum üretilmiş olur.

Bir başka sorunlu konu ise müfredat! Eğitim müfredatı, gerçeği öğretmek yerine, ideolojik dogmalarla zihinleri şekillendiren bir araç haline gelmiştir. Tarih, kazananların yazdığı masallarla süslenirken, bilimin evrensel doğruları sansürlenmektedir.

Öğrencilere sorgulama değil, ezber; düşünme değil, itaat öğretiliyor. Yanlışlarla dolu bilgiler, nesilleri körleştirirken, bireyler düşünce mahkumlarına dönüştürülüyor. Gerçekler gizlenerek, toplumsal bilinç sistematik olarak çökertiliyor.

Bu düzen değişmeden, özgür düşünen, bilinçli bireyler yetişmesi imkansızdır. Eğitim; yalanlardan, çarpıtmalardan ve sansürden arındırılmalı, hakikat ışığında yeniden inşa edilmelidir!

Yorum bırakın