Çocuk ve “Allah” Ödevi…

“Bir çocuğun en büyük düşmanı, kendisine Allah’ı anlatmayan, O’nu tanıtmayan ve sürekli dünyada yaşayacakmış gibi yetiştiren anne babasıdır…” Hazreti Ömer

Bir çocuk dünyaya geldiğinde kalbi saf ve tertemizdir. O, adeta bomboş bir sayfa gibidir ve bu sayfaya yazılacak ilk harfler, anne babasının rehberliğiyle şekillenir. Çocuğun bu saf ve temiz hali, ona hayattaki her şeyi öğretme sorumluluğunu ebeveynlerin omuzlarına yükler. Ne var ki, Hazreti Ömer’in bu önemli sözü bizlere bir uyarıdır: Bir çocuğun en büyük düşmanı, onu Allah’tan ve Kuran’dan habersiz bırakan ebeveynlerdir.

İnsanoğlu, yaratılışından itibaren bir yaratanı tanıma ihtiyacıyla donatılmıştır. Buna “Tapınma İçgüdüsü” deriz. Bu ihtiyacın karşılanmaması, insanın manevi bir boşluğa sürüklenmesine yol açar. Çocukluk döneminde bu boşluğun doldurulmasından sorumlu olan anne babalar, şayet bu görevi ihmal ederlerse, çocuklarını dünyaya bağlı ve sadece maddi çıkarlar peşinde koşan bireyler olarak yetiştirme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Bu durum, çocuğun sadece ahiret hayatını değil, dünyadaki huzur ve mutluluğunu da olumsuz etkiler. Batıda olduğu gibi kadına/erkeğe, paraya, güce tapan nesiller böyle varolur.

Çocuklarımızı dünyada yaşayacakları geçici bir misafirlik bilinciyle yetiştirmenin ne kadar önemli olduğunu idrak etmeliyiz. Onlara dünyanın faniliğini, bu hayatta aslında ebedi bir hayata hazırlık yapıldığını öğretmeliyiz. Dünyevi kazançların ve nimetlerin, insanı ahiret kazancından uzaklaştırmamak şartıyla meşru olduğunu izah etmeliyiz. İşte bu noktada, ebeveynlerin çocuğun ruhuna dokunacak bir dille Allah’ı ve Kuran’ı anlatmaları çok önemlidir. Allah’ı anlatmak, sadece O’nun isimlerini ve sıfatlarını ezberletmekle sınırlı değil, O’nun merhametini, adaletini ve her şeyi kuşatan sevgisini çocuklara hissettirmek anlamına gelir. Kötü veya yanlış bir yönelimin sonunda insanlardan değil, Allah’tan korkması gerekliliği aşılanmalıdır.

Çocuklar, söylenen sözlerden ziyade gördükleri davranışlarla öğrenirler. Bu nedenle, bir anne babanın çocuğuna Allah’ı anlatması, ancak kendi yaşantılarıyla desteklendiğinde etkili olur. Ebeveynler, namazlarında istikrarlı, helal ve haram sınırlarına dikkat eden, tevazu ve adaletle yaşayan birer rol model olduklarında, çocukları da bu özellikleri benimseyerek yetişirler. İslam’da çocuk eğitimi ve terbiyesi çok önemlidir. Peygamber efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bir çağda kızının elinden tutarak Mekke sokaklarında gezdirmiş, kız erkek ayırmaksızın çocuklara karşı sevgi dolu bir yaklaşım benimsemiş, onlara zaman ayırarak çeşitli eğitimler vermiştir. Bir ebeveyn olarak, çocuğumuzun zihnini ve kalbini Allah sevgisi ve korkusu ile yoğunlaştırmak, ona verebileceğimiz en kıymetli mirastır.

Hazreti Ömer’in bu önemli sözü, çocuk yetiştirmenin sorumluluğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Anne babalar olarak, çocuklarımızı sadece dünyevi başarılar için hazırlamak yerine, Allah’ın rızasını kazanmalarını hedefleyen bireyler olarak yetiştirmek en temel gayemiz olmalıdır. Zira bu sorumluluğu yerine getirmek, hem çocuklarımızın hem de bizim kurtuluşumuzun anahtarıdır. Unutulmamalı ki; Kuran, en önemli ödevdir. Allah, hepimize bu yolda başarı ve muvaffakiyetler nasip eylesin…

Yorum bırakın