İnsan, varlığının anlamını sorgulayan, nereden gelip nereye gittiğini düşünerek hakikati arayan ya da bunları önemsemeyen bir varlıktır. Eğer sorgulayanlardansanız Yaratıcı, bu arayışı boşa çıkarmayarak insanoğluna bir rehber, bir kullanma kılavuzu olarak Kuran’ı ışık tutması için göndermiştir. Ancak bugün baktığımızda, ne yazık ki insanların büyük bir çoğunluğu, hayatının merkezine Kuran yerine beşeri/şeytani sistemleri koymakta ve bu sistemlerin dayattığı yaşam biçimlerini benimsemektedir. Bu durum, bireylerin ruhsal buhranlara sürüklenmesine ve toplumsal yozlaşmanın derinleşmesine neden olmaktadır.
Kuran, insana sadece ibadet esaslarını değil, aynı zamanda bir hayat felsefesi sunar. Adalet, merhamet, vicdan, tefekkür, tevekkül ve şükür gibi kavramları merkeze alarak bireyin hem kendisiyle hem de toplumla olan ilişkisini düzenler. Kuran’ın hayata rehber olma fonksiyonunu inkar etmek, insanın kendisine yabancılaşmasına yol açar ve beşeri/şeytani sistemlerin kucağına iter.
Bugün modern dünya, insanın maddi yanını ön plana çıkarırken manevi değerlerini göz ardı etmektedir. Kuran ise insanı hem maddi hem de manevi yönleriyle bir bütün olarak ele alır ve onu sağlam bir dengede tutmaya çalışır. Bu dengenin bozulduğu toplumlarda huzursuzluk, adaletsizlik ve yozlaşma kaçınılmaz hale gelir.
Beşeri ve dolayısı ile şeytani sistemler, insana tam anlamıyla huzur vaadiyle ortaya çıksa da, aslında insanın yaratılış gayesine aykırı bir düzeni dayatır. Kapitalizm, bireysel çıkarı ve sınırsız tüketimi esas alarak insanı adeta bir ekonomi aracı düzeyine indirger. Sosyalizm ise toplumu bireyden önde tutarak insanın özgürlük alanını daraltır. Her iki sistem de insanın yaratılış gayesine uygun bir düzen sunamadığı için ruhsal boşluklara neden olur.
Beşeri/Şeytani sistemler arasında özellikle Kemalizm, Türkiye özelinde dikta bir yönetim anlayışı ile dayatılan ve halkın manevi değerlerini hiçe sayan bir ideoloji olarak öne çıkmıştır. Kemalizm’in temelinde yatan laiklik anlayışı, dini değerleri kamusal alandan tamamen uzaklaştırarak bireyin Kuran ile olan bağını koparmayı hedeflemiştir. Kuran’ın rehberliğini reddeden bu sistem, aslında toplumun kültürel ve manevi kimliğini zedeleyerek bireyleri kimliksizleştirmeye çalışmıştır. Halkın dini yaşayışına ve Kuran’a dayalı bir hayat biçimine karşıtlıkla hareket eden bu düzen, uzun yıllar boyunca şuurlu bir şekilde toplumu dinden uzaklaştırma politikaları izledi.
Kuran’ı hayatın merkezine koymayan bireyler, bu sistemlerin sunduğu yapay mutluluklarla avunmaya çalışırken, aslında gerçek huzuru ve hürriyeti kaybetmektedir. Oysa ki Kuran, insanı her türlü kölelikten kurtararak, sadece Allah’a kul olma şuuru kazandırır ve gerçek hürriyete ulaştırır.
Kuranı hayatın merkezine koymak, bireyin sadece ahiretini kurtarmasını değil, bu dünyada da huzurlu ve dengeli bir hayat sürmesini sağlar. Kuran’da sosyal yaşamı olumlu etkileyen başlıklar şu şekilde sıralanabilir.
Adaletin Tesisi: Kuran merkezli bir hayat anlayışı, bireyden başlayarak topluma yansır ve adil bir düzenin kurulmasına vesile olur.
Ruhsal Huzur: Yaratan’ın buyruklarına uygun bir hayat yaşamak, bireye vicdan rahatlığı ve manevi huzur kazandırır.
Dayanışma ve Merhamet: Kuran’ı merkeze alan bir toplumda bireyler arası hem maddi hem manevi dayanışma ve merhamet artar, toplumsal bağlar güçlenir.
İnsanı yaratan Allah, onu başıboş bırakmamış ve yolunu bulması için Kuran’ı rehber olarak göndermiştir. Kuran’ı hayatın merkezine koymamak, insanın hakikatten koparak beşeri ve şeytani sistemlerin kölesi olmasına neden olur.
Siyasi, Sosyal ve Dini İzm’ler Şunlardır:
Liberalizm – Bireysel özgürlük
Komünizm – Sınıfsız toplum ideali
Kapitalizm – Özel mülkiyet ve serbest piyasa
Faşizm – Otoriter milliyetçi sistem
Anarşizm – Otorite karşıtı düşünce
Feminizm – Kadın haklarını savunan akım
Pasifizm – Barışçılık
Deizm – Yaratıcıya inanıp dinleri reddetme
Ateizm – Allah’ın varlığını reddetme
Agnostisizm – Allah’ın varlığı veya yokluğu bilinemez düşüncesi
Panteizm – Allah’ın evrenle bir olduğu inancı
Sosyalizm, Kemalizm ve Kapitalizmden bahsetmiştim fakat bu kadar çok “İzm” varken hepsine tek tek değinmek yazıyı uzatacağı için detaylarına girmeyip, tamamının beşeri/şeytani sistemler olduğunu ve insanı yaratılış gayesinden uzaklaştırarak köleleşmesine sebep olduğunu söylemekle yetineceğim.
Yukarıdaki gibi ideolojik sistemlerin baskısı altında şekillenen toplumlar, bu baskıdan kurtulup Kuran’ı rehber edinmedikçe gerçek huzuru bulamayacaktır. Bu nedenle birey ve toplum olarak gerçek kurtuluşu ve huzuru bulmak istiyorsak, Kuran’ı rehber edinmeli ve ona göre bir hayat inşa etmeliyiz. Ancak bu şekilde maddi ve manevi dengeyi kurarak, hem bu dünyada hem de ahirette başarıya ulaşabiliriz.

Yorum bırakın