Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı Devleti, çeşitli cephelerde varoluş mücadelesi veriyordu. Bu cephelerden biri de, 1914 yılının soğuk Aralık ayında Sarıkamış’ta yaşanan ve tarihe “Sarıkamış Harekatı” olarak geçen trajik bir destanı barındırıyordu. Osmanlı ordusu, tarih boyunca pek çok zorluğa göğüs germiş olsa da, Sarıkamış harekatında çok daha farklı bir düşmanla karşılaşmıştı: şiddetli kış, dondurucu soğuk ve Gagauz Enver.
Gazeteler ve televizyonlar katliamın failinden hiç bahsetmiyor… Gagauz Enver’den söz etmeden Sarıkamış’ı anlatmak bir katliam ve hezimeti gölgelemektir. Harbiye Nazırı Gagauz Enver, “Ruslara saldıracağız. Sarıkamış’ı alacağız” dedi. 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, itiraz etti. “Karakış başlamıştır. Bu mevsimde savaş olmaz. Bahar gelsin, karlar erimeye başlasın saldırırız.” Gagauz Enver öfkelendi. “Harbiyede hocam olmasaydınız, sizi asardım!” Gagauz Enver, Hasan İzzet Paşa’yı görevinden aldı ve 3. Ordu’nun başına kendisi geçti. “İleri! İstikamet Sarıkamış…”
Enver Paşa’nın komutasında başlatılan bu harekatın amacı, Kafkasya Cephesi’nde Rus kuvvetlerini bozguna uğratarak, bölgedeki Türk ve Müsülman halkları için bir umut ışığı yakmaktı. Ancak eksik lojistik planlama, zorlu arazi koşulları ve dondurucu soğuk, 90 bin askerin çoğunun donarak şehit olmasıyla sonuçlanan acı bir tabloyu ortaya çıkardı. Bu harekatta yaşananlar, sadece bir askeri hezimet değil, aynı zamanda cesaretin, fedakarlığın ve vatan aşkının unutulmaz bir timsali olarak tarihe geçti.
Sarıkamış’ta şehit olan askerlerimiz, dondurucu soğuğa, kar fırtınasına ve açlığa rağmen geri adım atmayan birer Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Türkmen ve Arap kahramanlarıydı. Onlar, vatan toprağını canları pahasına korumak için buz kesmiş topraklarda son nefeslerini verdi. Elinde silahı, göğsünde vatan sevgisiyle donarak şehit düşen bu yiğitler, bizlere vatanın ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Bugün bizlere düşen görev, Sarıkamış’ın soğuk topraklarında yatıp kalan bu kahramanları unutmamak ve onlara layık bir şekilde yaşamaktır. Onlar, canlarını hiçe sayarak gelecek nesillerin huzur içinde yaşayabileceği bir vatan bırakabilmek için şehit oldular. Her birinin hikayesi, birer kahramanlık destanıdır ve bu destan, milletimizin yüreğinde ebediyen yaşayacaktır.
Sarıkamış harekatından alınacak çok önemli dersler vardır. Strateji, lojistik ve planlama gibi askeri disiplinlerde yapılan hataların çok büyük bedelleri olabileceği gerçeği, bu harekatta acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ancak buna rağmen, askerlerimizin gösterdiği fedakarlık ve cesaret, tarihimizin en onurlu sayfalarından birini oluşturur.
Her yıl Sarıkamış şehitlerini anarken, sadece o donmuş bedenleri değil, ardında bıraktıkları azim ve inancı da yüreğimizde hissediyoruz. Vatan sevgisinin ne demek olduğunu onların destanından öğreniyoruz. Sarıkamış’ın soğuk dağlarında yankılanan bu kahramanlık destanı, milletimizin şanlı tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Bu vesileyle Sarıkamış’ın dondurucu soğuğunda şehit düşen 90 bin askerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun…

Yorum bırakın