Doğu ve Güneydoğu Anadolu Gezimden…

Geçtiğimiz yaz Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine bir gezi düzenlemiştim. Bu geziyi düzenlemekteki temel motivasyonum, cennet vatanımın her bir köşesini tanımak ve yıllarca çözülmeyi bekleyen sorunların izlerini bizzat yerinde görmekti. Bugün sizlere bu amacın sonucunu özetlemek isterim.

Cennet vatanımın pek çok bölgesini yıllar içinde gezip görme şansını bulmuştum. Ancak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi, PKK terörü nedeniyle uzun yıllar boyunca benim ve pek çoğu insanın gözünü korkutan bir coğrafya olmuştu. Şükür ki son 20 yıldır verilen kararlı ve istikrarlı mücadeleyle bu kanlı örgütün kökü büyük ölçüde kazınmış durumda. Yine de bu vahşet dolu dönemin izleri, halkın ruhunda ve davranışlarında hala hissedilebiliyor.

Gezi rotamı Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Siirt, Bitlis, Ağrı, Iğdır, Kars, Erzurum, Erzincan, Elazığ ve Tunceli olarak belirlemiştim. Bu şehirleri gezerken karşılaştığım insanlar, sohbet ettiğim esnaf ve vatandaşlar bana bölgenin karmaşık ruh halini bir kez daha gösterdi. Halkı genel olarak üc gruba ayırmak mümkün: Korkudan hala sessiz kalanlar, konuştuklarında PKK’yı aklamaya çalışanlar ve bu vahşet döneminin acı izlerini unutamayanlar.

Neredeyse her şehire polis kontrolü eşliğinde girdim. Ancak bu kontrollerde beni hiç sorguya çekmemeleri şaşırtıcıydı. Gezimin son durağı Elazığ’dan sonra Malatya girişinde ise geniş çaplı bir sorguyla karşılaştım. Bu sorguda, bana yöneltilen soruların çoğu zaten bilgi toplamaktan ziyade önceden bildikleri detayları teyit etmek amacıyla yapılmış gibiydi. Şehirler arası yolculuğumu, kimlerle gezdiğimi, hatta girmediğim şehirlerin detaylarını bile biliyor olmaları, bölgede devlet otoritesinin tamamen hakim olduğunu gösteriyordu. Bu durum, beni derinden mutlu etti.

Bir başka sevindirici unsur ise bölgenin inanılmaz şekilde kalkınmasıydı. Yollar, köprüler, barajlar, kurumsal firmaların yaygınlığı, modern okullar ve devlet binaları bölgenin çehresini adeta değiştirmiş. Eski sefalet günlerinden eser kalmamış gibiydi. Bölge halkı, kalkınmanın ve huzurun tadını çıkarıyordu.

Ancak bu olumlu görünümün içinde bir de önemli bir endişe barınıyor: Olası bir CHP/DEM parti ortaklığının iktidara gelişiyle PKK tehdidinin yeniden ortaya çıkması ve bölgeye yapılan onca yatırımın heba olma ihtimali. Bu güzel coğrafya, huzur ve kalkınmayı fazlasıyla hak ediyor. Dualarımız, bu cennet vatanı, Erdoğan iktidarını ve halkını koruması için Allah’a. Vatan hainleri, ırkçılar ve ayrılıkçıların şerlerinden hepimizi muhafaza etsin!

Yorum bırakın