İslam, tüm insanlığı kucaklayan evrensel bir din olarak, insanlar arasında ayrım yapmayı kesin bir dille reddeder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu konudaki en çarpıcı mesajlarından birini şu ifadelerle dile getirmiştir:
“Kim ırkçılık davası güdürse, o bizden değildir. Kim ırkçılık için savaşırsa, o bizden değildir. Kim ırkçılık uğruna ölürse, o bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 5121)
Bu hadis, ırk, renk, dil ya da etnik kökene dayalı her türlü ayrımcılığı kesin bir dille reddeder. Efendimiz, ırkçılığı “cahiliye” yani bilgisizlik döneminin bir hastalığı olarak tanımlamış ve ırk temelli üsünlük iddialarının İslam toplumu için kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır.
Kuran’da, insanların yaratılış itibariyle eşit olduğu ve üstünlüğün sadece takva (Allah’a karşı olan bilinç ve sorumluluk) ile mümkün olduğu bildirilir:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat:13)
Bu ayet, insanların farklılıklarının sadece birer tanışma vesilesi olduğunu, hiçbir ırkın diğerinden üstün olmadığını ifade eder. İslam’da üsünlük, ahlaki değerler ve Allah’a olan yakınlıkla ilgilidir.
Irkçılık, tarih boyunca toplumsal bölünmelere, savaşlara ve derin acılara yol açmıştır. Modern dönemde de ırkçılık, ayrımcılığı ve nefret söylemlerini besleyen en büyük sorunlardan biridir. Peygamber Efendimiz’in bu hadisindeki uyarılar, bugün de aynı şekilde geçerliliğini korumaktadır.
Efendimiz’in hayatı, ırkçılığa karşı nasıl durulması gerektiğine dair örneklerle doludur. Mekke’nin fethi sırasında Bilal-i Habeşi’yi Kabe’nin üzerine çıkararak ezan okumasını istemesi, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı bir duruşun en çarpıcı görünümüdür.
Bir başka olayda, Ebû Zer’in Bilal’e karşı sarf ettiği ırkçı bir sözü duyan Peygamberimiz, Ebû Zer’i şu sözlerle uyarmıştır: “Ey Ebû Zer! Senin üzerinde cahiliye kalıntısı var.” (Buhari, İman, 22)
Bu hadis ve Peygamber Efendimiz’in tutumu, modern toplumlarda da önemli bir ölçüt sunar. Irkçılık, sınırları aşan bir sorun olarak hepimizi ilgilendirir. Herkesin insanın özünü, ahlakını ve Allah katındaki durumunu esas alarak bir diğerini değerlendirmesi gerekir. İslam, tüm insanlara eşit muamele yapmayı ve sevgi, saygı temelinde bir toplumsal yapı inşa etmeyi emreder. Son olarak, Peygamber Efendimiz’in Veda Hutbesi’ndeki şu sözleri bu konudaki tavrını en net şekilde ortaya koyar:
“Ey insanlar! Rabbiniz bir, babanız da birdir. Hepiniz Adem’densiniz, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur; Arap olmayanın da Arap üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Kızıl tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin de kızıl tenliye bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.” (Ahmed b. Hanbel, 22391)
Bu mesajları kendi hayatımıza tatbik ederek, ırkçılığın karşısında durabilir ve İslam’ın evrensel kardeşlik mesajını yaşatabiliriz. Ülkemizdeki Türkçülük, Kürtçülük ve Arap düşmanlığının bir an önce son bulmasını diliyorum…

Yorum bırakın