Zekat ve Faiz…

İslam dini, bireylerin hem dünyevi hem de ahireti için huzurlu bir yaşam sürmelerini amaçlar. Bu hedefin temel taşlarından biri, toplumdaki ekonomik dengenin sağlanmasıdır. Bu bağlamda, zekat ve faiz iki önemli kavram olarak karşımıza çıkar. İlki sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik ederken, diğeri toplumsal adaleti zedeleyen ekonomik eşitsizliklere neden olur.

Zekat: Yardımlaşmanın Temel Direği

Zekat, İslam’ın beş şartından biri olup mali bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de defalarca namazla birlikte anılarak, Müslümanların hem Allah’a hem de topluma karşı olan sorumluluklarını vurgular. Zekat, toplumdaki zengin ve fakir arasındaki uçurumu azaltmayı amaçlar. Zenginlerden alınarak fakirlere ulaştırılan bu pay, ekonomik dengenin sağlanmasına katkıda bulunur. Bunun yanı sıra zekat, bireyde şefkat ve merhamet duygularını geliştirir, cimrilikten kurtulmaya vesile olur.

Zekat, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir sosyal adalet aracıdır. Fakirlerin temel ihtiyaçlarını karşılamayı ve onların onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamayı hedefler. Bu yönüyle, modern dünyanın karşı karşıya olduğu gelir eşitsizliği sorunlarına ilahi bir çözüm sunar.

Faiz: Ekonomik ve Ahlaki Tehlike

Faiz (ribâ), İslam’da kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de faiz yiyenlerin, ahirette şeytan çarpmış gibi dirilecekleri ifade edilerek bu fiilin ne denli ağır bir günah olduğu belirtilir. Faiz, ekonomik sistemde ciddi bozulmalara yol açar; sermaye sahiplerinin zenginleşirken fakirlerin daha da fakirleşmesine neden olur. Bu durum, toplumda adaletsizlik, huzursuzluk ve güvensizlik ortamı yaratır.

Faiz aynı zamanda bireysel ve toplumsal ahlaka zarar verir. İnsanları haksız kazanca yönlendirir ve emek karşılığı olmadan elde edilen gelirle hak ihlaline neden olur. Bu da insanları sorumluluk duygusundan uzaklaştırır, toplumda dayanışma yerine bireysel çıkarların ön planda olduğu bir düzeni teşvik eder.

Faizden Sakınmak ve Zekatı Yaygınlaştırmak

Modern ekonomik sistemlerin faiz temelli olması, Müslüman bireyler ve toplumlar için ciddi bir meydan okumadır. Ancak, İslam ekonomisi faizden uzak alternatifler sunar. Karz-ı hasen (faizsiz borç verme), mudarebe (emek-sermaye ortaklığı) ve murabaha (kâr payı ile satış) gibi uygulamalar, faizsiz bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu gösterir. Bu sistemler, hem adil kazanç elde etmeyi hem de ekonomik kalkınmayı teşvik eder.

İslam Hukukuyla Faizden Kurtulmak

Faizin neden olduğu ekonomik ve ahlaki sorunlardan kurtulmanın yolu, İslam Hukukunun ülkeye entegre edilmesinden geçer. Faizin yasaklandığı, zekatın ise zorunlu hale getirildiği bir düzen, hem bireylerin hem de toplumun refahını artıracaktır. Bu tür bir sistemde, zengin ile fakir arasındaki uçurum kapanacak, toplumsal barış ve dayanışma güçlenecektir.

Sonuç olarak, zekatın farz kılındığı, faizin ise tamamen ortadan kaldırıldığı bir ekonomik düzen, yalnızca Müslümanlar için değil, tüm insanlık için daha adil bir dünya inşa etmenin anahtarıdır. Bu anlayışın yaygınlaşması, hem dini vecibelerin yerine getirilmesine hem de sosyal adaletin sağlanmasına katkı sağlayacaktır.

İnşallah ülkemizde faiz kaldırılıp, zekat zorunlu hale getirilir. Bu da şimdiki “Laik” sistem ile mümkün olmayacak bir şey. “İslam Hukukuna” geçmemiz şart!

Yorum bırakın