Boş Yere Mi Yaratıldık!

Sabah gözünü açtığında Allah’a şükretmeyi unutmuş bir nesiliz artık. Gözümüz telefonda, gönlümüz dünyalıkta, aklımız reklamlarda… Ve bir ayet, bir tokat gibi iniyor üstümüze: “Sizi sırf boş yere yarattığımızı ve sizin artık huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn Suresi: 115. Ayet).

Bir damla sudan yaratılan insan, milyarlarca yıldızın Rabbine kafa tutacak hale nasıl geldi? Nefes vereni unutan bu akıl, kendini ilahlaştıran bu nefis, ne zaman bu kadar küstahlaştı? Her gün yediğimiz lokmanın hesabı sorulacak. Her bakış, her söz, her ihmal… Ama biz ne yapıyoruz?

  • Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz.
  • Sanki toprağın altı yokmuş gibi gülüyoruz.
  • Sanki bu dünya bizimmiş gibi hükmediyoruz.

Huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? İşte mesele bu. Huzur…
Yani Allah’ın divanı. Mahşer. Hesap. Mizan.

Sandık; Çünkü hesap vermekten kaçmak işimize geliyor.
Çünkü bu dünyada “hesapsız” yaşamak “rahatımıza” geliyor.
Ama bu ayet rahatımıza da, uykumuza da, gafletimize de tokat gibi çarpıyor.

Ey nefis! Sana verilen ömrü TikTok’ta, Instagram’da, boş hayallerin, geçici tutkuların peşinde heba ettin. Gündelik tartışmalar, lüzumsuz öfkeler, hakikatten uzak planlar…

Kime ne anlatıyorsun? Bedenin toprak olacak. Dilin susacak. Amellerin konuşacak. Ve o gün sorulacak: “Sizi boş yere mi yarattık sandınız?”

  • Bu dünya bir imtihan yeri, eğlence parkı değil.
  • Bu beden bir emanet, mülk değil.
  • Bu hayat bir vesika, sonsuzluk değil.

Ve bu ayet bir ikaz değil sadece; bir ikram aslında. Allah seni boş bırakmadığını söylüyor. Seni rastgele yaratmadığını… Ve seni huzuruna alacağını hatırlatıyor.

Ey insan! Kendine gel!
Senin derdin maaş, eş, ev, araba değil.
Senin asli derdin Rabbinle olan imtihanındır.

Şimdi kendine bir sor: Bu hayatı neden yaşıyorsun?
Nereye gidiyorsun?
Ve en önemlisi…
Hazır mısın?

Yorum bırakın