İnsan, sadece biyolojik bir varlık değil; ruhi, akli ve ahlaki boyutlarıyla da anlam kazanan bir varlıktır. Bu çok yönlü yapının en belirleyici unsurlarından biri ahlaktır. Ahlak; insanın iyiyle kötüyü ayırt etme, doğru olanı seçme ve başkalarına karşı sorumluluklarını yerine getirme becerisini ifade eder. Ahlakın alt başlıklarından olan edep, terbiye ve güzel ahlak ise bireyin hem toplumla olan ilişkisini hem de Rabbine karşı duruşunu belirler. Bu üç kavram, kişinin iç dünyasını şekillendirdiği gibi, toplumun huzur ve düzenine de katkı sağlar.
Edep Nedir?
Edep, Arapça kökenli bir kelime olup “iyi davranış”, “utanma duygusu”, “nezaket” ve “haddini bilme” anlamlarına gelir. Edep, kişinin hem Allah’a karşı olan davranışlarını hem de insanlara karşı tutumlarını düzene koyan bir fazilettir. İslam’da edep, sadece dışa yönelik değil, içsel bir duruşun da tezahürüdür.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurarak edebin dinin temel yapı taşlarından biri olduğunu ortaya koymuştur. Yine O, edebi bizzat Allah’tan öğrenmiştir: “Rabbim beni edeplendirdi ve edebimi ne güzel yaptı.” Bu hadis-i şerif, edebin ilahi bir eğitimle kazanılabileceğini, onun doğrudan kalpten gelen bir duruş olduğunu gösterir. Edep; konuşmada, oturup kalkmada, giyimde, göz ve el kontrolünde, hatta düşüncede bile kendini gösterir. Örneğin bir kişinin başkasının kusurlarını örtmesi, izinsiz birinin mahremine bakmaması veya büyüklerin yanında haddini bilerek konuşması, edep çerçevesinde değerlendirilir.
Terbiye Nedir?
Terbiye, genel anlamıyla bir şeyi olgunlaştırmak, düzeltmek ve geliştirmek anlamına gelir. Ahlaki bağlamda ise terbiye, bireyin küçük yaşlardan itibaren ruhen ve davranışsal olarak eğitilmesidir. Terbiye, sadece bilgi vermek değil; kalpteki duyguları da şekillendirmektir. İnsanın yaratılışında var olan fıtri yönler, doğru bir terbiyeyle güzelleşir. Bu noktada ailenin ve çevrenin rolü büyüktür. Çocukluk çağında verilen terbiye, bireyin karakterini belirler. Hazreti Ali şöyle buyurmuştur: “Çocuğu yedi yaşına kadar oynat, yedi yaşından on dört yaşına kadar eğit, on dört yaşından sonra ise arkadaş ol.” Bu söz, terbiyenin yaşlara göre değişen yöntemlerle verilmesi gerektiğini vurgular. İslami terbiyenin temelinde Kuran ve sünnet vardır. Bir birey, Rabbine, peygamberine, ailesine, topluma ve tüm varlıklara karşı sorumlu olduğunu bildiğinde, terbiyeli bir hayat sürmeye başlar. Bu da onu hem dünyada hem ahirette huzura götürür.
Güzel Ahlak Nedir?
Güzel ahlak, hem edep hem de terbiyenin somut bir sonucudur. Güzel ahlak; doğruluk, sabır, affedicilik, cömertlik, merhamet, tevazu, adalet gibi faziletleri kapsar. İslam’ın temel gayesi, insanı ahlaken yüceltmek ve onun nefsine hakim bir birey olmasını sağlamaktır. Peygamber Efendimiz’in hayatı, güzel ahlakın canlı bir örneğidir. Kuran’da onun ahlakı hakkında şöyle buyrulmuştur: “Ve şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem Suresi: 4. Ayet) Güzel ahlak sadece bireyin kemale ermesini sağlamaz, aynı zamanda toplumda güveni, adaleti ve sevgiyi tesis eder. Hasedin yerini tevazu, kibrin yerini alçakgönüllülük, kin ve öfkenin yerini sabır ve affedicilik aldığında, toplum barış ve huzura kavuşur.
Edep, Terbiye ve Ahlakın Toplumsal Etkileri
Toplumların çöküş sebeplerine bakıldığında ahlaki yozlaşmanın büyük bir rol oynadığı görülür. Ahlaksızlık, edepsizlik ve terbiyesizlik; aile yapısını bozar, insan ilişkilerini çökertir ve nihayetinde toplumu kaosa sürükler. Buna karşılık edep, terbiye ve güzel ahlak ile yoğrulmuş bireylerden oluşan toplumlar; adaletli, merhametli, üretken ve huzurlu olurlar. Edep, bireyler arasında saygıyı; terbiye, düzeni ve disiplini; güzel ahlak ise güveni sağlar. Bu üç değerin bir arada olduğu ortamda ne haksızlık kök salabilir ne de düşmanlık büyüyebilir.
Edep, Terbiye ve Güzel Ahlak Nasıl Kazanılır?
Bu değerler doğuştan gelmez; zamanla, eğitimle, örnek almayla kazanılır:
- Aile ortamı: Çocuklara küçük yaşlardan itibaren model olmak önemlidir. Anne baba kendi davranışlarıyla edebi ve terbiyeyi öğretmelidir.
- Eğitim: Okullarda sadece akademik başarı değil, karakter eğitimi de verilmelidir.
- Dini Bilinç: İnsanın yaratılış amacını bilmesi, davranışlarına sorumluluk katar.
- İyi Arkadaşlıklar: İnsan, arkadaşının dini üzerinedir. Edep ve ahlak yönünden güçlü bir çevre, kişiyi olumlu etkiler.
- Kendi Kendini Denetleme: Vicdan muhasebesi yapmak ve nefisle mücadele etmek ahlakın gelişmesinde temel unsurdur.
Edep, terbiye ve güzel ahlak; insanı insan yapan, toplumu ayakta tutan ve ahirette kurtuluşa götüren yüce hasletlerdir. Bu üç kavram, birbiriyle iç içe geçmiş, birbirini tamamlayan değerlerdir. Her birey bu değerlere sahip olmayı bir görev bilmeli, çocuklarına ve çevresine örnek olarak bunu yaymalıdır. Zira insanın dünyadaki gerçek başarısı, sahip olduğu mal mülk değil; taşıdığı ahlaktır…

Yorum bırakın